Söz Devri | Eve Sığmayan Hikayeler

Bu perşembe sözü bizden devralan konuğumuz, Bizi Bağlayan Şeyler Özel Desteği ile Eve Sığmayan Hikayeler çalışmasını hayata geçiren Aktivist Aysu Yumuşak.

BM’nin 2019 yılında yayınladığı raporda Kadınlar için en tehlikeli yer evleri! deniyordu. Kadın örgütlerinin ve İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre kadınlar en çok evlerinde şiddet gördü, çünkü evler toplumsal cinsiyet rollerinin en çok yeniden üretildiği yerler. Covid-19 günlerinde, Hayat eve sığar sloganının gölgesinde milyonlarca kadın için evler daha da tehlikeli yerlere dönüştü ve kadınlar evde kalarak süreklileşen bir şiddete maruz kaldı. Ne yazık ki pandemi önlemleri belirlenirken, kesişimsel bir şekilde bütün insanların iyi olma hâli merkeze alınmadı, hatta tam aksine virüsten korunmak için alınan tedbirler, kadınları şiddetten koruma karşısında engel oluşturdu ve birçok hak kaybı yaşandı. Kadına şiddetle mücadele eden kurumlara yapılan başvuruların pandemi döneminde üç kat arttığını gördük, ancak bu artış kadın hakları mücadelesi yürütenler açısından önemli bir noktaya da işaret ediyordu: Kadınlar mücadeleden vazgeçmiyor! Çalışmamız tam da bu mücadeleden hareketle kadınların hayatta kalma hikayelerini anlatarak, hak kayıplarına yönelik farkındalık yaratıp kadınların taleplerini kamuoyu desteğiyle güçlendirme ve şiddetle mücadele eden tüm kadınlara ilham verme fikrinden doğdu.

Boğaziçi Üniversitesinde 2014 yılında başlayan öğrencilik dönemim boyunca Kadın Araştırmaları Kulübünde (BÜKAK) yürütülen çalışmalarda yer aldım. Şu anda da kadın hakları alanında, çeşitli gündemler doğrultusunda videolar ve sosyal medya kampanyaları için içerik hazırlanmasına katkı sunuyorum. Salgınla birlikte çalışmalarımız o yöne doğru kayarken kadınlarla görüşmelere başladığım dönemde Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı Bizi Bağlayan Şeyler Özel Desteğinin açıldığını öğrendim. Aslında çalışmam o günden sonra ivme kazandı diyebilirim, çünkü başvuru süreci çalışmayı kısa sürede tüm yönleriyle tasarlamak anlamında güçlendirici bir faktör. Ayrıca, destek talebimin Sivil Düşün uzman kadrosu tarafından değerlendirilerek uygun bulunması çalışmama daha da güvenerek yola çıkmamı sağladı, çalışmamın ileriki aşamalarında da çok etkili oldu.

Videolar için ilişki kurduğumuz kadınlardan, pandemi sürecinde şiddet failleriyle aynı evde olmak zorunda kalarak yaşadıklarını ve bu durumdan kurtulmak için haklarına erişmede karşılaştıkları engelleri mektuplarla anlatmalarını istedik. 15’er dakikalık üç video çalışması için birçok kadına eriştik ve mektuplarla anlattıkları hikayelerini üç anlatıda anonimleştirdik. Hepsi pandemide şiddetle mücadele edip kurtulan kadınlardı. Toplumun büyük kısmının görmediği bu durumu tüm gerçekliğiyle ortaya koyma amacını taşıyan anlatılar, kamuoyu tarafından bilinirliğe sahip oyuncular Şenay Gürler, Sibel Taşçıoğlu ve Selin Yeninci tarafından seslendirildi. Şiddete uğrayan kadınlara mücadelenin ve özgürleşmenin yöntemlerini aktarırken aynı zamanda ilham almalarına, güçlenmelerine yönelik bir kurgu inşa ettik. Sivil Düşün’ün prodüksiyon ve post-prodüksiyon desteği, çalışmamız için bu noktada hayati önemde oldu, çünkü kadınların görünmediği videolarda anlatımlara uygun bir görsel atmosfer yaratmamız tamamen bütçe olanaklarına bağlıydı ve bu destek sayesinde çalışmayı tasarladığımız şekilde tamamladık. Sosyal medya ve haber mecralarında hazırladığımız fragmanlarla duyurduğumuz çalışmamızın tamamı henüz yayınlanmadı, ancak iş birliği yürüttüğümüz kadın örgütleri ve içerik olarak da danışmanlıklarına başvurduğumuz isimlerden aldığımız geri dönüşler doğru yolda olduğumuzu hissetmemizi sağladı. Filmlerimizin ilk başvurduğu festival, 1 – 10 Mart tarihlerinde gerçekleşecek 4. Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivalinde, Kamera Göz Ulusal Kısa Belgesel Yarışması finalistlerinden biri olduk. Yani ilk gösterimimizi bu festival kapsamında yapacağız. Birçok platformda kadınlarla ve kamuoyu ile buluşturacağımız filmlerimizin uzun sürecek yolculuğu boyunca yüzlerce kadına ulaşarak ilham vermesi için yaygınlaştırma çalışmalarımız devam edecek.

Bu süreçte iş birliği yürüttüğüm aktivist kadınların/kurumların yol haritamızı belirlemede ve daha fazla kadına erişmede büyük katkıları oldu. Kadınların sesi olan ve mektuplarını seslendiren kadın oyuncular da büyük bir dayanışma duygusuyla ve özveriyle çalışmamıza katıldılar. Her aşamada desteklerini hissettirmeye devam ediyorlar. Bu tarz bir çalışmada dayanışmanın ve iş birliğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördüm. Sonraki çalışmalarım için güçlü ilişkiler ve tecrübeler kazandım. Buna teşvik eden ve olanak sağlayan Sivil Düşün Ekibinin içeriksel ve yöntemsel katkısını gerek aktivizm gerekse kadın mücadelesi anlamında çok değerli görüyorum.

Kadın hakları alanında mücadele etmek çok önemli, ancak uğruna mücadele edilen kadınlarla doğrudan temas kurmak çok daha etkili. Benim açımdan her aşamasıyla çok heyecanlı bir yolculuktu! En özel yanı, çalışmamıza katılan ve bir yolunu bulup aydınlığa çıkmayı başaran bu kadınların artık daima hayatımızda olacaklarını bilmek. Onların kurtuluş hikayelerinin akışına tanıklık etmeye, takip etmeye devam ediyoruz. Dileğim, kadınların isimlerini ve kimliklerini saklamak zorunda kalmadan, hikayelerini gözlerimizin içine bakarak anlatabilecekleri özgür ve eşit bir toplum yaratmayı başarabiliriz. Hep birlikte! Sivil düşünerek ve dayanışmayla!
Eve Sığmayan Hikayeler Belgeseli Fragmanını izlemek için tıklayın. 

Skip to content