1. Anasayfa
  2. /
  3. Söz Devri
  4. /
  5. Söz Devri | Emine Gültekin...

Söz Devri | Emine Gültekin ile salgında kadın sağlık çalışanları

Bu perşembe sözü bizden devralan konuğumuz, Pandemide Kadın Sağlık Çalışanları Olmak çalışmasını hayata geçiren Uzm. Hemşire Emine Gültekin. 

Bu ay, sağlık sektöründe 20 yılımı tamamladım. Bunca zaman sonra geriye dönüp aklımda neler kaldı diye baktığımda, salgının sağlık sektöründeki herkeste ne kadar derin izler bıraktığını bir kez daha fark ediyorum.

İzmir Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesinden 2005 yılında mezun olduktan sonra aynı okulda, HIV/AIDS Tanısı Alan Hastalarda Yaşam Doyumu ve Sosyal Destek İlişkisinin İncelenmesi yüksek lisans tezimi tamamladım. Doktoraya başladığım dönemde hem sahada çalışmayı çok seviyor hem de burada olan biteni akademik taraftakilere ve öğrencilerime mutlaka anlatmam gerekiyor, diye düşünüyordum. İzmir’de 2001 yılında başladığım meslek hayatıma, Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde, İl Sağlık Müdürlüğü, Halk Sağlığı Müdürlüğü ve Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğinde devam ettim; HIV/AIDS danışmanlığı ve süreç yönetiminde aktif rol aldım ve nihayetinde sağlık sektöründe iyi bir deneyim kazandım. Öte yandan, sektör çalışanları olarak salgının devam ettiği bu bir yılı aşkın sürede, oldukça önemli bir tecrübe edindiğimizi de söylemeliyim.

İzmir’de Mart 2020’de ilk vakayla karşılaştığımızda, üstelik çalıştığım hastanenin pandemi hastanesi olması dolayısıyla herkes gibi bizler de korku ve panik yaşamıştık. Tam olarak neyle karşı karşıya olduğumuzu bilmiyorduk; öngörümüzün olmadığı bir virüs kapımıza gelmişti. Çalıştığım birimin sorumluluğu olması dolayısıyla, çalışan personel içerisinde COVID tanısı alanların süreç yönetimini üst yönetimle birlikte başlatmıştık. Mart 2020, başlangıçta çalışma koşullarım sonrasında ise COVID tanısı almam dolayısıyla, ailemle iletişimimin 10 ay boyunca kesildiği; sevdiklerimi göremediğim, dokunamadığım günlerin başlangıcı oldu. Her şey soğuk algınlığına benzeyen, hafif ateş, burun akıntısı, vücut kırgınlığı gibi belirtilerle başlamıştı. Hastalığa yakalanan çalışma arkadaşlarımın takibi bende olduğu için deneyimim vardı; ne kadar korkunç olabilirdi ki? En kötüsü oldu, koronavirüsü en ağır şekilde geçirdim.

Virüsün sol ayak bileğime indiğini, orayı etkilediğini hissedebiliyordum. Tüm duyularımı yitirdiğimi ve nefes alamadığımı hissettiğim için iki kez acilde takibe alındım. Benim gibi pek çok arkadaşım tanı aldı. Her gün selamlaştığımız, birlikte çalıştığımız sevdiklerimizi kaybetmek işin en acı tarafıydı. Bu virüs, en zor durumda bir başınıza kalmanıza neden olan, sevdiklerinizden ayıran, sizi yalnızlık içinde nefes alamama korkusuyla her gün baş etmek zorunda bırakan kötü bir kabus…

Biz kadın sağlık çalışanları buz dağının görünen tarafıyız; derinde ise diğer roller yatıyor: Annelik, eş, kardeş, kadınlık rolü; kimi zaman evde hasta bakıcılık kimi zaman öğretmenlik. Pandemi yükümüzü iki kat artırmıştı. COVID tanısı alıp kaybettiğimiz arkadaşlarımız da vardı; çocuğuma, eşime virüs taşırım deyip günlerce evine gidemeyen çalışanlarımız da… Tüm sağlık çalışanları içerisinde, tükenmişlik duygusunun iyice derinleştiği, hali hazırda var olan sorunların iyice arttığı, cinsiyet temelli hak ihlallerinin en fazla yaşandığı grup, kadın sağlık çalışanları…

Tüm bu süreç devam ederken, sadece alkışların ve takdir ifadelerinin yetmediğini görüp sesimizi daha fazla duyurmak amacıyla, Pandemide Kadın Sağlık Çalışanları Olmak çalışmama destek için Sivil Düşün’e başvurdum. Çalışmamla, kamu ve özel sektörde ne kadar çok sorunla baş etmek zorunda kaldığımızı bir kez daha kanıtlamış olduk. Kadın sağlık çalışanlarını artık maskeler koruyamıyor. Mutasyonlu ve varyant virüs varlığı göz önüne alındığında açılan yaraların daha da derinleşmemesi ve COVID sonrası duygusal çöküş pandemisi yaşanmaması için karar vericilerin bizleri görmeleri zorunlu hale geldi.

 

Skip to content