1. Anasayfa
  2. /
  3. Sivil Portreler
  4. /
  5. Aytekin Yılmaz anlatıyor: Hapishaneler...

Aytekin Yılmaz anlatıyor: Hapishaneler için yerel yönetimleri harekete geçirmek

Mahsus Mahal Derneği’nden Aytekin Yılmaz ile yerel yönetimlerin hapishanelere hizmet götürmesini hedefleyen çalışmalarını nasıl kurguladıklarını ve başarılarını konuştuk.

Yerel yönetimlerin hapishanelere hizmet sağlaması için bir çalışma gerçekleştiriyorsunuz. Neden böyle bir çalışmaya ihtiyaç vardı? Yaptığınız çalışmayla varmak istediğiniz hedefler nelerdir?

Aslında biz “Aralık Proje”yle daha önceleri ihmal edilen, görmezlikten gelinen bir sorunu gündemimize alarak olması gerekeni yapmaya çalışıyoruz. Bu çalışma, yerel yönetimlere (Belediyeler) diyor ki, il ve ilçe sınırlarınız içinde bulunan hapishaneleri de beş yıllık stratejik planlamalarınıza dahil edebilirsiniz.

Yerel yönetimlerin hapishanelerde yapabilecekleri işlerden bahsedebilir misiniz biraz?

Çalışmanın birkaç ayağı var, biz üç başlıkta özetliyoruz bir belediyenin hapishanede yapabileceklerini. Birincisi hapishanede ortak kullanım alanlarının etkinleştirilmesidir. Belediyeler nasıl ki kültür merkezlerinde sanat faaliyetleri, atölyeleri gerçekleştiriyorsa benzerlerini hapishanelerde de yapabilirler. İkincisi hapishanelerde mahpus olan özel durumlu mahpusların özel gereksinimlerinin karşılanmasıyla ilgilidir. Hapishanelerdeki engelli, hasta, yabancı uyruklu, LGBTİ, çocuklu kadınlar, yaşlı ve hiç kimsesi olmayan mahpusların özel ihtiyaçlarının giderilmesinde belediyeler destek olabilir. Üçüncüsü ise, Mahpusların tahliye olmasından sonraki süreçleriyle ilgilidir. Biz buna ‘eski mahpusların topluma yeniden katılımı’ diyoruz. Bilindiği gibi belediyeler aynı zamanda Denetimli Serbestlik Müdürlükleri’ne bağlı çalışan Koruma Yardım Kurulları’nın üyeleridirler. Belediyelerin bu kurullarda daha etkin hale gelebilmeleri için bazı çalışmalar yürütüyoruz.

Nilüfer Belediyesi’yle protokol imzalanmasına varan süreçte çalışmada hangi adımları takip ettiniz? Sizce çalışmanın başarıya ulaşmasında önemli gördüğünüz noktalar nelerdir?

Öncelikle Nilüfer Belediyesi cesaret örneği göstererek çok anlamlı bir çalışmayı sahiplendi. Belediyeyi ve çalışma ekibini bir kez daha tebrik ediyorum. Nilüfer Belediyesi’nin özgün çalışmaları sahiplendiğini dernek olarak biliyorduk. Bu nedenle de ilk olarak çalışmamızı Nilüfer Belediyesi’ne sunduk, amasız gerekçesiz sahiplendiler. Bence bu çalışma hem belediyeler açısından hem de hapishaneler açısından bir reformdur. Bu çalışmayla birlikte Cumhuriyet tarihi boyunca uzak durulmuş ve beş yıllık planlamalarına dahil edilmemiş hapishanelerin, ilk kez Nilüfer Belediyesi’nin beş yıllık bütçe planlamasında yer almasını çok önemsemek lazım bence. Bir ülkede hapishane sorunu eğer dışarıdakilerin sorunuysa ki öyle olduğunu düşünüyoruz, o halde yerel yönetimlerin hapishanelere yönelik çalışmalarını önemsemek gerekir. Unutmamamız gereken şey şu sanırım, bugün mahpus olan biri hapsolmadan önce aramızdakilerden biriydi. Yarın tahliye olduğunda yine mahalleye, aramıza dönecek. Aramıza katılacak bu kişiler, belki birimize arkadaş, bazılarımıza komşu olacak, o halde nasıl bir arkadaş, nasıl bir komşu istiyoruz? Aslında tüm mahalleler bu sorunun cevabını iyi vermelidir. Zira artık herkesin yolu bir gün hapishaneye düşebilir. Bir ülkede kapsam alanı en geniş mekanlar hapishanelerdir.

Kurumlar işbirliği yapmaya sıcak bakıyorlar mı? Hapishane yönetimlerinden ve belediyelerden ne gibi dönüşler bekliyorsunuz?

Hapishane bir kurum olarak özel bir yer. Yani güvenlik kaygılarının öne çıktığı, çıkarıldığı bir kurumla çalışmanın zorluklarını daha önceki çalışmalarımızdan biliyoruz. Hapishaneler sorunlu ve zor yerlerdir. Tam da bu gerekçeden dolayı sivil toplum örgütlerinin ve de yerel yönetimlerin daha çok çalışma yapması gereken bir yerdir aynı zamanda. Zaman zaman sorunlar yaşansa da genel olarak hapishane yönetimleri de sivil toplumun özellikle de belediyelerin çalışmalarını dışlayıcı bir tutumda değiller. Hapishane idarecileriyle konuştuğunuzda onlarda sivil toplum örgütlerinin yeterince ilgi göstermediğinden yakınıyor. “Aralık Projesi” birçok bakımdan hapishane yöneticilerinin de işini kolaylaştıracak bir çalışma.

Daha çok yerel yönetimin ilgisini bu konuya çekmek ve hapishanelere hizmet götürmesini sağlamak için ne yapmalı? Siz bu çalışmanın sürdürülebilirliğini nasıl sağlamayı düşünüyorsunuz?

Yerel yönetimlerin ne yapması gerekir sorusuna yukarıda cevap vermiş oldum. Şimdi sorun Nilüfer Belediyesi’nde başladığımız bu model çalışmanın tüm il ve ilçe belediyelerine yayılması sanırım. Biz sivil toplum örgütü olarak en fazla kolaylaştırıcı olabiliriz. Çalışmanın yürütücüsü kendi bölgesinde Nilüfer Belediyesi’dir artık.

Her belediye şu soruyu sorup bir iç yüzleşme yapmalıdır: İl ve ilçe sınırları içerisinde neredeyse her yerel kuruma ve ortak alanlara yönelik bütçe oluşturup çalışmalar yapmalarına rağmen neden hapishanelere yönelik benzer bir yaklaşım içinde olmazlar?

“Aralık Proje”si tam da bu ihmal edilen, görmezlikten gelinen şeyi, ev ödevi olarak hatırlatıyor tüm belediyelere. Belediyeler yeni dönemde stratejik beş yıllık planlama yaparken artık hapishaneleri de bu planlarına dahil etmelidir. Bunun takipçisi olacağız, gerekirse şehir şehir dolaşacağız, hatırlatacağız. 

Sizce aktivizm ne demek?

Aktivizmi kavram olarak bir iki tanıma sığdırmak doğru olmaz, çokça tanımı yapılabilecek bir şey olarak bakılabilir. Benim anladığımı aktivistlik olarak çevirirsek, toplumsal sorunlardan dolayı ortaya çıkmış dertlere derman olan kişidir. Aktivizmin sivil ve şiddet karşıtı olanından yanayım. Bir yerlere angaje olmadan sahada sorun çözücü kişiye sivil aktivist diyebiliriz. 

Sivil Düşün hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Sivil Düşün tam da yukarıda dediğim gibi, dertlere derman olmaya çalışan bir aktivizm programı uyguluyor. Sanırım Sivil Düşün AB Programı bir çok defa şunu kanıtlamış oldu: bir çalışmanın büyüklüğü – küçüklüğü ya da özgünlüğü o çalışmanın bütçesiyle ölçülemez. Çok küçük bütçelerle hem büyük hem de özgün çalışma hayata geçirilebilir.

Yeri gelmişken bu çalışmada bizi destekleyen Sivil Düşün AB Programı’na ve İsveç İstanbul Başkonsolosluğu’na teşekkür ederiz.

Skip to content