1. Anasayfa
  2. /
  3. Sivil Portreler
  4. /
  5. Barış hesap vermekten geçer

Barış hesap vermekten geçer

Feray Salman*

Barış istiyoruz çağrısı, pek çok çağrıyı içinde barındırıyor. Bu çağrılar, “Gel el sıkışalım’dan, şiddet bir araç olarak kullanılmasın, artık ayrımcılık olmasın, bütün farklılıkların değer olarak görüldüğü bir ortam olsun, hukukun üstünlüğüne saygı duyulsun, adalet herkes için tesis edilsin, insanlar özgür ve eşit hissetsin, yoksulluk olmasın, insan ve içinde yaşadığı doğa değerli olsun, insan haklarını ihlal edenler cezasız kalmasın’a, kadar uzanıyor.

Barışı tesis etmek de, barışı sürdürmek de o yüzden zor ya. Çaba gerektiriyor, sorumluluk gerektiriyor, inanç, irade ve kararlılık gerektiriyor, yaptıklarının hesabını verebilmeyi, hakikatlerin üstünü örtmemeyi gerektiriyor.

Bir kampanya başlattık pek çok örgütün ortak imzasıyla. Sorduk, “Eğer Cemal Temizöz suçsuz ise o zaman 21 İnsanı Kim Öldürdü?.  1994 yılında Şırnak’a bağlı Kuşkonar ve Koçağılı köylerinde çoğu çocuk ve kadın 38 kişinin hayatını yitirdiği hava bombardımanında “emir vereni, bombardımanı icra edeni niye yargı önüne çıkaramadık?” diye sorduk kendimize. 20 yıl sonra Roboski oldu. Yine aynı soruyu tekrarladık. Kim yaptı? Niye yaptı diye? Gözaltına alındıktan sonra kaybedilen eşlerini, çocuklarını, babalarını aradı Cumartesi Anaları yıllarca. Galatasaray Lisesi’nin önünde “Fail belli! Hesap sorulsun,” dediler.  Binbir zorluklarla açılmış davalar ise birer birer beraatle bitirildi, bitirilmeye devam ediyor. Hakikatlerin üstü örtülmekle kalmıyor, benzer suçların yeniden işlenmesine olanak sağlıyor.

Cezasızlık, yargısız infazlardan zorla kaybetmeye, işkenceden polis şiddetine, kadına yönelik şiddetten çocuk istismarına kadar insan hakları alanında karşılaşılan bir olgu olarak karşımıza çıkıyor. İnsan hakları ihlallerinin cezasız kalmasının yarattığı adalet sorunu geçmişin bugüne etki etmesine ve toplumun geleceğini de tehlikeye atmasına yol açar. O nedenle cezasızlık, sadece insan hakkı ihlal edilmiş bireyleri değil ama aynı zamanda toplumsal yapıyı da tahrip eder. Şiddet erkini elinde bulunduranları, kendilerinden olmayanlara, farklı olana karşı güçlendirir. Haksızlığı normalleştirir. Adaletsizliği yaygınlaştırır.

O nedenle cezasızlıkla mücadele aynı zamanda bir barış mücadelesidir de.

Burada Geçiş Dönemi Adaleti kavramı ile karşılaşıyoruz. Geçiş Dönemi Adaleti, geçmişte işlenen insan hakları ihallerinin sorumlulularını ortaya çıkarmayı, bu ihlallerin bir daha gerçekleşmemesi için yapısal ve toplumsal dönüşümü de içerecek biçimde adımlar atılmasını ve mekanizmalar kurulmasını içerir. Hedef, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayalı, katılımcı bir demokrasinin gerçekleşmesi, mevcut ve potansiyel adaletsizliklerin ve adaletsizlik duygusunun ortadan kaldırılmasıdır.

Bu süreç ise herkesin sorumluluğundadır.

*Feray Salman, İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) Genel Koordinatörü

Skip to content