1. Anasayfa
  2. /
  3. Sivil Düşün Haberleri
  4. /
  5. Burada çok şey değişti:...

Burada çok şey değişti: Başkalarının dertlerine hepimizin çözümleri

Burası neresi?

Salgın yeni yasaklarla bizi evde kalalım diye zorlayadursun, biz zihnimizde hikayelerle seyahat etmeye devam ediyoruz. Ayı bitirirken, rotamızı Ege’nin batısına çevirdik. Gediz boyunca uzanmış bereketli Manisa’dayız. Burası, çiftçiliğin yoğun olarak sürdürüldüğü önemli tarım alanlarından biri. Hal böyle olunca da, hasat zamanı insan gücüne ihtiyaç duyulması kaçınılmaz. Ne güzel, talep varsa arz da vardır ve herkes mutludur diye düşünebilirsiniz. Ama işler pek de öyle değil.

Tarlalarda çalıştırılmak için çoklukla mevsimlik işçiler, mülteciler ve göçmen kadınar tercih ediliyor, diyor Kübra Karabayrak. Bunun tesadüf olmadığını da ekliyor. Keşke böyle olmasa ama ucuz işgücü işverenlere cazip geliyor, diye ekliyor. Kübra şehir hastanesinde görevli bir hemşire. Ege’ye yerleştiğinden bu yana bölgeye dönem dönem gelen ve kötü şartlarda çalışan mevsimlik tarım işçileri dikkatini çeker olmuş. Kendisi de çiftçi bir ailenin çocuğu olduğu için sahada çalışanların hakları konusunda çok eskiden gelen bir hassasiyeti var.

Ne değişti?

Mevsimlik işçilerin hayatları, yereşik çiftçilerinkinden çok farklı. Bir kere hiçbir yerde kalıcı değiller. Nerede, hangi şehirde iş varsa, çoluk çocuk toparlanıp oraya gidiyor ve sıfırdan bir yaşam kuruyorlar. Bazen İç Anadolu’ya, patates çapalamaya, bazen Karadeniz’e çay toplamaya ya da Kübra’nın şehrine, üzüm bağlarına.

Genellikle çadırlarda, hijyen bakımından rahatsız edici koşullarda yaşıyor, yemek ya da yol ödemesi alamıyorlar. Can güvenlikleri gözetilmeden kamyonet arkalarında kalabalık gruplar halinde taşınıyor, sağlıksız besleniyor, temiz tuvalet ve banyo erişimleri olmadığı için hastalıklara açık kalıyorlar. Anne babalar işlerini yaparken, çocuklar da mecburen yanlarında oluyor. Okuldan, oyundan, aslında çocuk olmaktan uzak büyüyorlar. Beş altı ayı süren bu macera, hasat toplanıp da bitince, aileler mecburen evlerine geri dönüyor ve yılın geri kalanını parasız, işsiz geçiriyorlar. Kayıtdışı oldukları için ne çalışırken sigortaları ne de işsizken işsizlik maaşından faydalanma imkanları var.

Kübra, bu karanlık tablonun içinden kendine bir motivasyon çıkarıyor. İşçilerin, özellikle de kadınların tüm bu örselenen haklarına yeniden yaşam verebilmeye bir katkı sunabileceğine inanıyor. Sen mi değiştireceksin bu düzeni diyenlere, kendi işine gücüne bak diye akıl verenlere inat, başkalarının derdini kendine dert ediniyor. Ve o başka dertlerden hepimizi haberdar etmek için, arkadaşlarıyla birlikte, önce bir kampanya düzenleyip dikkat çekmeye sonra da adım adım mevsimlik işçilerin hakları yararına çalışacak bir ağ kurmaya karar veriyor. Öyle ya, aktivist olmanın okulu yok. Yaş, cinsiyet, düşünce kriteri yok. Başkalarının dertlerini dert edinen ve o dertlerin çözümünün parçası olmaya heves eden herkes aktivist.

Nasıl değişti?

Ekip, Sivil Düşün desteğiyle önce etkileyici bir video çekiyor. Seslerini doğru kişilere doğru mesajlarla ulaştırmanın her şeyden öncelikli olduğunun farkındalar. Tarlalara gidip işçilerle röportajlar yapıyorlar. Onların sıkıntılarını birebir kendi ağızlarından, kendi yaşam alanlarında dinliyorlar. Öte yandan, ağ kurma çalışmalarına hız veriliyor. Özellikle kadın işçilerin çalışma haklarını ilgilendiren alanlarda emek veren aktivistler, örgütler, yerelde söz sahibi idareciler ve kanaat önderlerine ulaşmak için yeni bağlantılar kuruyor, içerikler üretiyor ve dayanışmaya çağrı yapıyorlar.

Gediz Nehri Ege Denizine doğru kıvrıla kıvrıla akadursun, Kübra’nın tohumlarını attığı ağın sınırları da yavaş yavaş Manisa’yı aşıyor. Çünkü her şehirde çeşit çeşit dert olduğu kadar, yalnız kendi işine bakmayan aktivistler de var.

illüstrasyon: aslı alpar

Skip to content