Burada çok şey değişti: Güneydoğunun kalbinde bir yaz gecesi hayali

Orası neresi?

Dağlar güçlü kollarını bir saniyeliğine açtı ve içeri girdik. Muhtemelen Güneydoğu’nun kalbine açılan bir geçitti bu. Şimdi, yumuşacık ovaların arasında, Batman’dayız. Evlerin çatısı güneşle kavruk. Çocuklar tek sıra olmuş okula gidiyor, bazıları hayal kuruyor. Belki içlerinden biri sokaktaki çatlaklardan ejderha çıkarıyor ya da çöp konteynırına bir kule inşa ediyor o sırada. Belki o kuleye tırmandırdığı kahramanıyla korkularını yeniyor.

Bütün şehirlerin çocukları böyle değil mi? Hayal kurabilmek onlar için ne kadar mümkünse, kendilerini ifade etmek, duygularını anlamak, arkadaş edinmek için de o kadar çok yolla buluşmuyorlar mı? Ve ancak bu yolla evlerin, sınıfların, okulların, hatta şehirlerin sınırlarını aşıp dünyanın geri kalanıyla kucaklaşmıyorlar mı?

Batman, bölgede tarihi ve kültürel zenginliğiyle bilinen bir şehir. Ancak geçmişinden getirdiği kadim kültür, bugünün dünyasında kendini tazeleyemiyor gibi görünüyor. Batman Kültür ve Sanat Derneği (Bart)’a göre kentteki sanat ve kültür faaliyetleri epey sınırlı. Bu da hem yetişkinler hem de çocuklar için kişisel zihin evrenlerini, hayal dünyalarını besleyecek üretimlerin uzağında kalmak anlamına geliyor.

Günümüzde her şey dijital. Yetişkinler sinemaya gitmese bile filmlere ulaşabiliyor. Ama çocukların böyle bir imkanı yok. Anadillerinde sosyalleşeebilecekleri alanlar da epey az.

Peki ne olacak? Eğitime ulaşmak gibi, hastanede tedavi olabilmek gibi, mahallede oyun oynayabilmek gibi; hayal kurmayı besleyen sosyal ve ekonomik fırsatlarla buluşmak da çocuklar için bir hak değil mi?

Ne değişti?

Bart’lılar eskiden, Belediyenin Kürtçe tiyatro ve animasyon gösterileri organize ettiğini ancak bu alanların da artık aktif olmadığını söylüyor. Kendi gücümüzle bunu yeniden mümkün kılabilir miyiz diye düşünürken de Sivil Düşün’e başvurmaya karar veriyorlar. Yola çıkarken akıllarında tek bir cümle yanıp sönüyor:  Sinemayı, hayatında hiç film izlememiş çocuklara götürebilir miyiz? Evet çocukları sinemaya götürmek değil; sinemayı çocuklara götürmek.

Çocukları bir salona doldurup bir ekrana bakmalarını istemek içimize sinmedi. Arkadaşları ve aileleriyle beraberce geçirebilecekleri bir yaz gecesi hayal ettik. Çocuklar kadar olmasa da biz de hayal kurma işinde fena değiliz.

Bir Bart gönüllüsünün bu sözleriyle hepimiz gülüyoruz. Gülmemek ne mümkün, fikir çok güzel.

Nasıl değişti?

İlk adımda gösterimlerin yapılacağı köyleri belirliyorlar. Batman merkezine bağlı ve çevre ilçelerdeki 15 köy, açık hava sinema gösterimleri için hazırlanıyor. Ekip bazı bürokratik engellere takıldığı için bu sayı yol üzerinde 10’a düşüyor. Ama az şey mi…Sonunda 10 köyün onlarca çocuğu yaşadıkları yerin meydanına kurulmuş açık hava sinemalarıyla tanışıyor. İşte perde orada, hayallerinde onlara yoldaşlık eden kahramanlar oradalar. Adeta canlı gibiler ve bu kadar canlı görünüyorlarsa eğer, kurdukları başka hayallerin de hayatta gerçekleşme şansı var?

Filmler Kürtçe dublajla gösteriliyor. Bu, küçük izleyiciler için hayatlarında ilk kez anadillerinde sinema deneyimi yaşamak demek. Bu da izlediklerini daha iyi anlayıp yorumlayabilemeleri için bir fırsat. Ve tabi akranlarıyla yeni şeyler üzerine konuşmak, paylaşmak, gülüşmek, eğlenmek için de.Kahkahalar, meraklı bakışlar ve heyecan dolu anlarla geçen sinema geceleri, Bart ekibinin bu etkinliklere özel tasarladığı defter ve kalem hediyeleriyle daha da şenleniyor.

Çocuklarını filmlere getiren aileler başka geceler de gelecek misiniz diye soruyorlar, başka köylerden, bizim burada da açık hava sineması olacak mı diye telefonlar yağıyor. Öğretmenler, etkinliklerin çocukların gelişimine yaptığı etkiyi gözmledikçe çalışmanın devam etmesi için ricalarda bulunuyor. Bart’lılar yeni fikirler planlayıp gerçekleştirmek için her zamankinden daha hevesli halde buluyorlar kendilerini. Ve rüya gibi geçen bir yaz gecesinin ardından çocuklardan biri, güneşin yine çatıları kavurduğu bir sabah, okul yolunda bir geçit hayal ediyor. Kendisini Güneydoğu’nun kalbinden dünyanın geri kalanıyla buluşturan.

İllustrasyonlar: Ilgın Ataş