Burada Çok Şey Değişti: Köpekleri seven çocukların anavatanı

Orası neresi?


Bir sokak köpeği için en güvenli yer neresi olabilir? Yüksek dağların koynuna kurulmuş korunaklı bir şehir uygun mudur bu iş için? Muş örneğin…Köpeklerin içinde koşabileceği kocaman gelincik tarlaları, yemyeşil vadileri de var. Hayvanlar nehirlerine girip yüzebilir bile. Yine de fazla romantik ve eksik bir sorgulama bu. Çünkü sokak hayvanlarının herhangi bir yerde nasıl var olacağı; kırlardan ve bayırlardan önce, orada nasıl insanların yaşadığıyla ilgili.

Rümeysa Gözde Has, Muş’ta yaşıyor. Aslında sağlık yönetimi mezunu ama çocukları çok sevdiği için şimdi çocuk gelişimi bölümünde ikinci üniversitesini okuyor. Çocukların hakları yararına yürüttüğü gönüllü projeleri de var. Bütün bu emek ve zaman onların dünyasına daha yakından bakabilmesi için yeni kapılar açmış. Rümeysa, çocuklarla bir arada olduğu zamanlarda, onların defalarca sokak hayvanlarından uzak durmaya gayret ettiğine ya da onlara bile isteye zarar verdiklerine tanıklık etmiş. Bu bazen köpeklerin kendilerine zarar vereceğini düşünmelerinden, bazen yanlış inançlar yüzünden gerçekleşiyor, diyor. Ona göre hayvanları sevmek de onların varoluşlarına saygılı yaşamak da çocuklara öğretilebilebilir. İdealleri olan genç bir kadın Rümeysa. Çocukların hayvanlarla kuracağı ilişkinin, onların tüm canlılığa bakışını kökten değiştireceğine yürekten inanıyor. Bunu ifade ederken gözlerinin nasıl parladığını görmenizi çok isterdik.

Ne değişti?

Bir filozof insanın anavatanının, çocukluğu olduğunu söylemiş. Şimdi düşününce, nerede doğduğumuzdan çok nasıl bir çocukluk geçirdiğimiz, nasıl bir insan olacağımızı belirliyor gerçekten de. Bir zorlukla karşılaşınca gösterdiğimiz tavrı, başkalarıyla ne kadar yakınlaşacağımızı, bir ağaca bakınca ne göreceğimizi, bir köpeğe rast gelince vereceğimiz ilk tepkiyi belirleyen şey, çocukken ne olduğumuz. Neyden korktuğumuz ve nelerle sarılabildiğimiz.

Rümeysa ve gönüllü ekibi bunu biliyordu. Çocukların zihin evreninde hayvanların imgelerini daha yakın, daha sıcak, daha duygudaş olunabilir hale getirmek gerekiyordu. Onları hayvanlarla doğrudan buluşturacak deneyimlerle bu sağlanabilirdi örneğin. Çünkü hayatın içindeki gerçek tanışmalar önemliydi. Hele de korkularımızın yarattıığı illüzyonların içinde yaşıyorsak.

Korkularımızın kaynağı genellikle korktuğumuz şeyle ilgili olmuyor. Ve tanışmak bunu fark etmek için ferah bir alan veriyor. Rümeysa ve arkadaşları bu alanı yaratmayı güzelce akıl edenlerden. Önce sekiz anaokulu ve sekiz ilkokuldan yaklaşık 800 öğrenci belirlediler. Sonra her hafta 200’er kişilik gruplarla gönüllü öğretmenlerin eşliğinde Bitlis Merkez ve Güroymak’taki barınaklara geziler düzenlediler. Bir köpeğin bakışlarıyla buluşabilmek, koşulsuz sevgisini hissedebilmek için armağan edilmiş ne değerli bir zaman. Eşsiz bir an. Eşsiz diyoruz çünkü her çocuğun böyle fırsatlarla buluşma imkanı olmuyor.

Kafasını seviyorum ve bana zarar vermiyor. Burada kafeslerin içinde, zor koşullarda yaşıyorlar. Özgür değiller, acaba bu onları mutsuz eder mi? Verilen mamaları seviyorlar mıdır? Bütün gün aynı yerde olmak canlarını sıkıyor mudur? Acaba terk mi edildiler? Bizim gibi canları acıyor mudur? Onların da bizim gibi korkuları var mıdır?   

Bir çocuk bir şeyden korktuğunda kafasını kurcalayan soruları mecburen kendi sıkışmış zihniyle yanıtlıyor, diyor Rümeysa.

-Acaba beni ısırır mı?

Belki çevresinden olumsuz bir şey duymuştur. Belki bir aile toplantısında köpek saldırısına uğramış birinin hikayesi anlatılmıştır. Ya da köpeklerin pis veya uzak durulması gereken canlılar olduğu öğretilmiştir. Ve böylece soruları varsayımlar cevaplar hale gelir.

Köpekle yüz yüze gelinde ise varsayımlar kayboluyor. Çünkü artık gerçek bir deneyim var. Hayvana yaklaşıyor, birbirlerinin kokularını alıyorlar. Çocuk ısırılmadığını görüyor. İçini kemiren o soru, köpeğin kendisi tarafından cevaplandı. Hayır, seni ısırmam, dedi. Ve ısırmadı. Hatta köpek de soruyor aynı soruyu çocuğa.
-Benim canımı acıtacak mısın? Ve çocuk da bunu yapmayacağını gösterdi.
Güven bağları böyle örülüyor işte.  

Nasıl değişti?

Hangi hayvanlar sokak hayvanıdır? Hayvanları satın almak yerine sahiplenmek neden değerlidir? Sokak hayvanlarının başına neler gelir ve neden küpelenirler?

Çocuklar ortama alıştıkça sorularını yağmur gibi yağdırdılar. Hem kendilerine eşlik eden öğretmenler hem de Rümeysa gibi gönüllü hak savunucuları merak ettikleri hiçbir şeyi havada bırakmadı. Hayvanlara aile olmak, evimizi açmak sorumluluk gerektiriyordu. Canımız sıkılınca arkamızı dönüp gitmek içimize sinemezdi.

Çocuklar ve köpekler bu ziyaretlerle tanışadursun; Rümeysa gönüllü ağını genişletiyordu. Avukatların hayvanların hukuki haklarına dair bilgilendirdiği 40 gönüllü, hayvan barınaklarının tadilatı ve yaralı hayvanların tedavisine destek olmaya başladı.

Bu arada, rutin barınak ziyaretlerinin çocukların hayal dünyasında açtığı yeni odalar canlanıp genişliyordu: Rümeysa ve gönüllü ekip hem çok eğlenceli hem hayvan haklarını derli toplu özetleyen bilgilerle dolu çocuk dergileri hazırlayıp okullarda dağıttılar. Çocuklar bunları okumakla yetinmiyor; çizim ve yazılarla kendi hayvan hikayelerini yaratmaya başlıyordu.

Rümeysa’nın sevgi dolu düşleri, çocukların duygu dünyalarında Muş’un gelincikleri gibi açarken bu cesur girişimler şehirde çoktan bir harekete dönüşmeye başlamıştı bile. Öğretmenler ve gönüllülerin katkılarının ardından aileler ve yerel idarecilerin de dahil olmasıyla hayvanlarla çocukları yol arkadaşı yapan bu hikayeden bir topluluk doğmaya başladı. Kısa zamanda daha çok insana ulaşabilmek için animasyon videolar ve sosyal medya kampanyaları organize edildi.

Rümeysa, henüz şehirde yeterince güçlenmemiş olan sivil toplumdan ihtiyacı olan desteği göremeden pek çok işe kendisi koşturarak meşakkatli bir yol yürüdü. Diğer şehirlerin dernek ve üniversite topluluklarından güç aldı. Boş işlerle uğraşıyorsunuz, diyenlerin seslerini duymazdan geldi. Hayvan haklarını çocuk eğitiminin hiçbir yerine yerleştiremeyenlerle tartışmak yerine eylem üretti. Bunaldıkça Muş’un yeşil vadilerine, kıvrımlı nehirlerine, sessiz göllerine koşup nefeslendi.  Ve siz, diye sordu onlara; köpeklerin güvenle var olacağı anavatanı olur musunuz çocukların?

Skip to content