bir buçuk yıldır topluluk dedik durduk. peki bir de bize sorun neden söyledik, niye söyledik. topluluk olmayı taze bir bakışla ve yeni sözlerle hayatlarımıza dahil edelim ve işleri nasıl değiştireceğine bakalım dedik.
farklı etkinliklerle buluşa buluşa çoğaldık, kocaman bir topluluk olduk.
sonuna doğru yaklaşırken dünyalar. yolculuğunda yürüdüğümüz yollara beraberce dönüp bakalım mı?
büyük sorunlarla mücadele önce küçük çevrelerde, muhitlerde, kendi memleketlerimizde başlıyor. dünyalar topluluk atölyeleri bu başlangıca tanıklık etmek için Türkiye’nin her bölgesinden insanlar, gruplar ve toplulukları buluşturdu. misafirlerimize sormuştuk; insanlarla neden bir araya geliyorsun; topluluk olmayı neden anlamlı buluyorsun?
dünyanın meseleleri bizim boyumuzu aşar mı yoksa her topluluklar burada da imdadımıza yetişip bizi güçlendirir mi? mesela iklim krizi… bir yangında, afette, kargaşada hızlıca bir araya geliyoruz peki sonra? bu kısa sürede beraberliğin gücüyle neleri başarıyoruz, ne yaparsak bu hareketi kalıcı kılıyoruz? ve tabi neden kalıcı kılmalıyız? geçen sene bu soruları sorarak başlamış ve iyi örneklerden güzel cevaplar biriktirmiştik.
fotoğraf: sokak hareketi
topluluk duygusu diye bir kavram var ve dört unsurdan oluşuyor; üye olma durumu, etki, destek ve paylaşılan duygusal bağ.
üye olma durumu, çeşitli yatırımlarda bulunarak bir alanın parçası olmakla ilgili bir şey. üyelikle birlikte paylaşım ve yakınlık artar, duygusal güven oluşur.
bir grup tarafından istenildiğini ve değer gördüğünü hissetmek buraya ilgi duymayı ve burada güvende hissetmeyi başlatıyor. işte bu da topluluktakilerin kendilerini önemli gördükleri ve fark yaratmaya başladıkları anlamına gelir. yani karşılıklı etkilenilir.
bir toplulukta ihtiyaçlarınız karşılandığı zaman nasıl hissedersiniz? içeride bulunanlarla bütünleşirsiniz değil mi? işte burada destek görmüş olursunuz. Bu, içerideki herkesin pozitif davranışlarının devam edebilmesini sağlar. İnsanların iyi şeyler için birbirilerini ödüllendirdikleri hissi yerleşir.
bir arada kalınabilmesi için herkesin duygusal bir bağ paylaştığına inanması gerekir. bu bir tarih olabilir, yer olabilir olay veya deneyim olabilir.
işte tüm bunlar olduğu zaman kişi kendisini bir topluluğun ayrılmaz parçası olarak görür, oraya ait hisseder, o topluluğun içinde aktif olmak için istek duyar.
topluluk kuluçkası mentorlarımızdan buğra çelik, online eğitimlerden birinde ingiltere’de yapılmış bir araştırmaya atıfta bulunmuştu. yalnızlık üzerine hayata geçirilen bu araştırmada katılımcılara, iyi ya da kötü bir haber aldığında paylaşacak kimsen var mı, sorusu yöneltiliyordu. araştırmaya katılanların dörtte üçü bu soruya hayır cevabını veriyordu.
buğra topluluğun, aslında bu sorunun cevabını bulduğumuz yer olduğunu ifade etmişti. ona göre bir topluluk gücünü, bireyler arasındaki etkileşim ve ilişkinin gücünden alıyordu. kişinin başkalarıyla kurduğu ilişikinin yapısını ise öncelikle kendisiyle, kendisinin farklı yönleriyle kurduğu ilişki belirliyordu. buğra, mikro dayanışma denilen bu savı eğitimlerde önemli bir topluluk modeli olarak bizimle paylaşmıştı. bu model ile ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz, şurada mevcut. bu arada merak edenler için buğra çelik, akyaka afet gönülleri ekibinden, kendisiyle daha çok tanışmak isterseniz tıklayın.
fotoğraf: jacob stoon
dünyalar. topluluk kuluçkasına katılan ekipler, aşağıdaki soruları sorarak yola düştüler. cevapları verdikçe kendilerine yeniden baktılar, yeni şeyler gördüler.
- biz olmasaydık dünyada ne eksik olurdu?
- bu topluluk neyi başarmak istiyor?
- bu topluluk sayesinde dünyada nasıl bir farklılık olacak?
- bu topluluğun bir parçası olmak içindekilerin hayatını nasıl etkiliyor/ etkiler?
- bireysel deneyimler ile topluluğun genel hedefleri arasında nasıl bir bağlantı var?
- topluluğun içindekiler hangi rollere sahipler? her bir rolden ne bekleniyor?
- nasıl ritüeller üyeler arasındaki bapları derinleştirir?
- topluluk, içindekilerin hikayesini nasıl anlatabilir?

topluluk kuluçkasında topluluklarımızı bugünden yarına kalıcı kılabilmek için nasıl güçlü, güvenli bağlar kurabileceğimizi, aidiyeti nasıl artıracağımızı öğrendik. durukan, tahir ve dudu’yla yaptığımız online eğitimden bazı notları sizin için derledik.
İşte eğitmenlerden 9 tüyo
- sürdürmek için kendi yöntemlerinizi keşfedin: bazı topluluklar fiziksel mekanlarda yan yana gelerek, bazıları dijitalde hızlı buluşmalar yaparak kendi içlerinde birbirlerine bağlı kalır. her topluluk kendisine iyi gelen yöntemleri bulup uygulamalı.
- yeni insanların beklentileri için çerçeve çizin: topluluğa davet ettiğiniz insanların sınırları öğrenebilecekleri bir çerçeveleri olmalı. bunu siz önceden belirlerseniz kimse farklı beklentilerle hayal kırıklığına uğramaz. çerçeve çiz ki kimse hayal kırıklığına uğramasın. karşı karşıya kaldığımız şeylerin mekanizması önceden ne kadar hazırsa biz de o oranda onların parçası olmak isteriz.
- diğerlerini davet ederken dürüst olun: toplulukla biz katılımcıyız dediklerinde genellikle bunu politik doğrusu bir tavırla yapıyorlar. topluluğunuzun kapısı herkese açık olmayabilir, herkesi kapsaması gerekmeyebilir. gerçekten dahil edemeyeceklerinizi davet etmeyin.
- samimi ve açık olun ve olunmasına izin verin: elbette her topluluğun sahip çıkılması gereken değerleri var ama nefes alma alanı bırakmak da önemli. katılımcılık birbirini ikna etmek anlamına gelmiyor. topluluk aynı anda hem ağaç hem orman olabilmek demek. ağaç ormandan orman ağaçtan daha kıymetli değil.
- insanlara kendileri olmaları için alan verin: herkes topluluğa kendi değer mekanizması ile geliyor. bulundukları yerin, kendi değerlerini gösterip yaşayabilecekleri bir alan olduğunu göstermek önemli. farklılıklar farklı dinamikler kurulmasını sağlayacak ve zenginlik katacaktır.
- gerektiğinde çabayı bırakarak durun: sonsuz bir büyüme isteği bizi tüketir. bazen hiçbir şey yapmak istemediğimizde durmak ve yapmamak bizim hakkımız. gerektiğinde durmak ve beklemek de verimlidir.
- esnek olmayı öğrenerek yeni şartlara uyumlanın: bazen bir yıl boyunca topluluğu nasıl kuracağınızı konuşursunuz, bir de bakarsınız altı ay sonra dünyadaki trendler değişmiş; sonra bir altı ay daha bu trendlere uyumlanmakla geçer. dışarıda olup bitene hızlıca geribildirim geliştirmek ait hissetmeyi artırır.
- topluluktakilerle sorumluluğu paylaşın: topluluk öncüsü olarak ne kadar eşitlikçi, kapsayıcı olursanız olun; kurucu iseniz yükünüz de aynı oranda artar. ancak bu normal ve iyi bir şeydir; işi sahiplendiğinizi, doğru yolda olduğunuzu gösterir. bir noktada yükü başkalarıyla paylaşma ihtiyacı kaçınılmaz.
- sürmeyenlerin bitmesine izin verin: iyi çiftler evlenirken değil boşanırken belli olur. bir topluluk dönüşümü sağlayabilecek güçte değilse illaki dağılacak. bazı topluluklar mutsuz evliliklere dönüşüyor. emek verdim gidemem, diyorsunuz ama mutsuzsunuz da bir yandan. açık kapılardan geçmek, kapalı kapılardan öğrenmek gerek.