Pazartesi Motivasyonu: Buradan bakınca manzara başka

Annemin elleri neden titriyor?
Bu nöbetler geçer mi?
Her gün yeniden hatırlatmak zorunda mıyım kendimi ona?
Bütün bunlar olurken daha fazlasını yapabilir miydim?

Bir hasta yakını ya da doğrudan hastalıkla yaşayan birinin en kırılgan anının soruları olabilir bunlar. Ve tanıdık olanlar için bile cevaplar çoğu zaman eksik, karmaşık ya da ulaşılması zor görünebilir. 

Peki bir başka yönden bakarsak manzara değişir mi? Kenevir Yasa Reformu Derneği (KEYAR) bunu öneriyor. Hadi deneyelim. 

Ne bir mucize anlatıyorlar, ne de alternatifsizliğin mecbur kıldığı bir ihtimali. Odaklarında yalnız doğru bilgiye ulaşma hakkı var. 

Bugün tıbbi kenevir telaffuz edildiğinde birçok insanın sessizleştiğini görüyoruz.
Kimi için hala yasa dışı bir ifade, kimi içinse sadece kulaktan kulağa fısıldanan bir efsane.
Öte yandan dünya çapında yapılan araştırmalar gösteriyor ki; bu ürün, Alzheimer, Epilepsi, Multipl Skleroz, Parkinson ve Tourette Sendromu gibi nörolojik hastalıkların bazı semptomlarını hafifletmede etkili olabiliyor. Sadece ağrıyı değil; spazmı, uykusuzluğu, anksiyeteyi, nöbet sıklığını… hatta bazen yalnızlık hissini bile. 

Kenevir Yasa Reformu Derneği uzmanları alana dair yapılan tüm çalışmalara hakimler. Türkiye’de konuyla ilgili önyargı çizgisinin ve güvenilir veriye ulaşma eşiğinin çok altında kalındığının da farkındalar. Onları bir araya getiren de burada ortaya çıkan boşluk olmuş aslında.
Dernek, adlarından da anlaşılacağı üzere tedavi amacıyla acil olarak ilaca ihtiyacı olanlar bakımından kenevir yasağını sonlandırmaya katkı için yola çıkmış. Yasayı çiğnemeyi ya da çiğnemeye göz yummayı savunmuyor. Kuruldukları 2020 yılından bu yana amaçları, yasada meşru yollarla gerekli değişikliklerin yapılmasını teşvik etmek. Sivil Düşün’le yollarını kesiştiren de bu çalışmaları oldu.

Ekip daha önce Norml Vakfına ait 100 sayfalık kapsamlı bir kitapçığı Türkçeye çevirmişti. Sivil Düşün desteğiyle bu kaynak yeniden elden geçirildi. Bilimsel gelişmeler güncellendi, teknik ifadeler sadeleştirildi, hasta ve hasta yakınlarının anlayacağı dile çevrildi. Sadece tıbbi değil; insani, empatik, sezgisel bir anlatım dili kuruldu. İnsanların kendini bu bilginin içinde kaybetmemesi, aksine bulması için. Çünkü tıbbi kenevir, bir alternatiften çok daha fazlası olabilir: Semptomlarla baş etmenin bir yolu, daha az acının, daha fazla yaşam kalitesinin kapısı.

Bu dönüşüm sadece dijital versiyon için sınırlı kalmadı. Basılı kitapçık cep boyutuna dönüştürüldü, tanıtıcı broşürler hazırlandı. Dahası, Ankara’daki sağlık merkezleri, hastaneler, eczaneler ve hasta derneklerinde elden ele gezecek kadar da yaygınlaştı. 

Dernek üyeleri, çalışma duyuldukça toplumda tıbbı kenevire yönelik mesafeli bakışın da çözülmeye başladığını dile getiriyor.
Ben bu konuyu doktoruma danışabilirim, diyebilenler çoğaldı.
Beni yargılarlar mı? korkusunun yerine, Bu da bir ihtimalmiş bakışının esnekliği geldi.
Meselenin sağlığın yanında onur, katılım ve karar alma hakkını ilgilendiren boyutlarının farkına varılmaya başlandı. Peki bu yeni manzarada başka neler var: 

KEYAR’ın çabalarının bir bilgilendirme çalışmasının çok ötesinde olması, bu işi toplumsal damgalamayı kırmak için cesaretle yeni bir anlatı kurma girişimine dönüştürdü. Aynı zamanda titizlikle yürütülen bir hak savunuculuğu mühendisliğini de izledik: Hastaların bilgiye erişim hakkına güç vermenin yanında, herkesin tedavi seçeneklerine dair bilinçli karar alabilmesi için de bir hareket üretildi.

Belki bazı soruların cevapları hala tam verilmiş değil. Ama manzara değişince bakan gözlerin de değişmeye başladığı aşikar.

Skip to content