Pazartesi motivasyonu: müzeler bilgiyle açılan aramızı kapatabilir mi?

Müzeler bir mekandan fazlasıdır. Bir hikaye anlatırlar. Peki herkes bu hikayenin parçası mıdır? Bongo Art’ın kurucusu ve yeni Ashoka Fellow’u Çiğdem Aslantaş ile, müzelerin bilgiyle açılan aramızı nasıl kapatabileceğini konuştuk.
Müzelerle aramız biraz mesafeli

Müzelerle kurduğumuz ilişki çoğu zaman mesafelidir. Çünkü müzelere gitmeyi gündelik hayatın bir parçası değil, daha çok özel zamanlarda yapılan bir aktivite olarak görürüz. Ayrıca, müzeler büyük ölçüde görme duyusu üzerinden kurgulanır. Bilgiyi deneyimleyerek değil, uzaktan algılarız. Bu da bizim müzelerle bağ kurmamızı zorlaştırır. Zaten bilgi de bir mesafe üzerinden aktarılır. Çoğu zaman hiyerarşiktir, yukarıdan aktarılan bir dille sunulur. Hal böyle olunca ziyaretçilerde yabancılaşma, hatta yetersizlik hissi oluşabilir. Oysa müzeler kamusal bilgi merkezleridir. Alanları sanat ya da arkeolojiyle sınırlı değildir; herkesin kendi ilgisine ve deneyimine karşılık bulabileceği çok daha geniş bir dünya sunar.

Her müze bir hikaye anlatır. Engelliler bu hikayeye dahil edilir mi?

Her müze bir hikaye anlatır. Ancak bu hikayeler çoğu zaman ortalama bir ziyaretçi varsayımı üzerinden kurgulanır. Yalnızca engelli bireyler değil. Çocuklar, yaşlılar, farklı algılama biçimlerine sahip kişiler ve sosyokültürel ya da sosyoekonomik nedenlerle müzeye erişemeyen pek çok insan bu anlatının dışında kalır. Yani mesele sadece fiziksel bir engel değil, görünmez bariyerler ve farklı ihtiyaçların yeterince gözetilmemesidir. Oysa bir müzede sunulan anlatının gücü, farklı bedenleri ve algıları kapsayabilmesiyle ilgilidir. Ancak bu şekilde müzeler herkes için zenginleşmiş bir deneyime dönüşebilir. 

Bongo, bilgiye erişimin temel bir hak olduğuna inanır ve bu doğrultuda müzeler ile insanlar arasındaki görünmez mesafeyi kapatmayı hedefler. Çünkü müzeler, insanlığın ortak hafızasını taşıyan ve geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir bağ kuran oldukça önemli kamusal bilgi merkezlerinden biridir. Mesele yalnızca fiziksel erişim değil, bilgiye erişim, deneyime katılım ve bireyin kendini o mekana ait hissedebilmesidir. Bongo, erişilebilirliği mümkün kılan yaratıcı araçlar tasarlayarak, herkesi kapsayan bir müze deneyimi yaratmayı amaçlar.

Ashoka Fellow’u olarak seçilmek mücadelemi bireysel bir çabadan çıkarıyor

Geçtiğimiz günlerde yeni Ashoka Fellow’u olarak seçildim. Bu benim için bir mesele etrafında harekete geçen ve değişim yaratma potansiyeli yüksek girişimcilerden oluşan ulusal ve uluslararası bir ekosistemin bir parçası olmak demek. Bu ağ, farklı coğrafyalarda benzer sorunlara üretilmiş çözümleri görmeyi ve tıkandığımız noktalarda yeni perspektifler geliştirmeyi mümkün kılıyor. Bu sayede mücadele bireysel bir çabadan çıkıyor. Deneyim paylaşımı ve kolektif öğrenme ile çok daha güçlü ve sürdürülebilir bir hale geliyor. Özellikle bu yapının sistem dönüşümüne odaklanması, çalıştığımız sorunu daha bilinçli, daha stratejik ve daha kalıcı biçimde çözme gücünü artırıyor.