Pazartesi Motivasyonu: Görünmeyen haklar da bizimdir

Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan bir mesai… Kahvaltı hazırlamak, ilaçları ayarlamak, giydirmek, beslemek, güvenli bir ortamda tuttuğundan emin olmak. Oyun oynamak, dış dünyayla bağını korumasına destek vermek, gece uyuyana kadar hep tetikte kalmak…

Engelli çocuğu olan bir anne için hayat, diğer annelerinkinden daha başka akıyor. Anneler, çocuklarıyla kendiliğinden buluşturdukları bu kaynağı kullanırken gösterdikleri özverinin farkında olmayabilirler ancak üstlenilen sorumluluklar, aktarılan enerji ve zaman hesaba katıldığında adının konulması gereken bir şey var: Engelli çocuklar özel bakıma, özenilerek oluşturulmuş koşullara ihtiyaç duyuyor ve bu herkesin altından kalkabileceği bir şey değil. Annelerin düzenli biçimde organize ettiği bu emek, aslında bir işçinin ortaya koyduğu efordan farksız. Yalnızca görünür değil. Görünür olmadığı için de tanınıp korunamıyor.

Engelli Çocuk Anneleri Derneğinin mücadelesi işte bu noktada başladı. Devletin, bu statüsü kanunlarda tanımlanmamış işçilik için harekete geçmesini istediler. Bu nasıl olacaktı? Engelli bireylerin bakımını üstlenen annelerin sosyal güvenlik primleri ödenmeliydi, bir yasal düzenlemeye ihtiyaç vardı.

Türkiye’de yarım milyona yakın kadın, ağır engelli bireylerin bakımını üstleniyor. Tuvalet, yemek, öz bakım, giyim gibi temel ihtiyaçlar bu annelerin omuzlarında. Üstelik 24 saatlik bir mesai ile… Bu kadınlar çoğunlukla sosyal hayattan kopuk yaşıyor, istihdam sürecine dahil olamıyor ve yalnızca engelli kişinin bakım ücretiyle geçinmeye çalışıyorlar. Bu, bireysel ya da belli bir gruba ait sıkıntıların çok ötesinde; toplumsal bir adalet meselesi.

Mevcut yasalar, engelli bireyin bakımını üstlenen kişilere bir ödeme yapılmasını öngörse de, onların sosyal güvenlik hakkını garanti altına almıyor. Yani bir annenin çocuğuna ömür boyu bakması beklenirken, kendisinin geleceği hiçbir güvenceye bağlanmış değil.

2021 yılında Ankara’da Engelli Çocuk Anneleri ve Gönüllüleri Derneğini kuran Şenay Keçeci ile tanışalım. Kendisi, engelli çocukların annelerinin toplumsal cinsiyet ayrımcılığı nedeniyle karşılaştıkları zorlukları belirlemeyi çok önemli buluyor. Çünkü ona göre bu yapılısa çözümler üzerinde çalışmak, ve çocukların sosyal hayata katılımlarını desteklemek de mümkün oluyor. Şenay ve arkadaşları bu yolda dayanışma ağı kurma yöntemini benimsediler.  Dernek, ilk desteğini Sivil Düşün’den aldı ve Emeklilik Hakkı İstiyoruz sloganıyla bir kampanya başlattı.

Bu kapsamda birçok siyasi partiyle görüşmeler yaptılar, stratejiler geliştirdiler. Özellikle CHP ve İYİ Parti ile buluşmalarında; sürecin diğer siyasi partilere yayılması, Parlamentoda soru önergesi verilmesi ve hukukçuların desteğiyle yasal düzenleme için adımlar atılması planlandı.

Kampanya yalnızca siyasi arenayla sınırlı kalmadı. change.org üzerinden açılan dilekçeye binlerce kişi imza verdi ve bu çağrı giderek daha geniş kitlelere ulaştı. Çağrıya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan da destek oldu.

Şu an birçok kadın, yaşlanıp bakım veremeyecek duruma geldiğinde nasıl bir yaşam süreceğini bilmiyor. Sosyal güvenceleri olmadığı için emeklilik hayali bile kuramıyorlar. Şenay ve ekibinin kampanyası, bu düzeni değiştirme iradesini taşıyanlara güç oldu. Emekliliğin bir lütuf ya da ayrıcalık değil, tüm diğer temel haklar gibi güvence altına alınıp sahiplerine teslim edilmesi gerektiğini anımsattı. Partilerin seçim döneminde vaadini verdiği bu kazanım henüz hayata geçmedi, yani yasalarda görünür değil. Fark etmez, diyor anneler
görünmeyen haklar da bizimdir. Görünene kadar yapabildiklerimiz işleri değiştirir.

Skip to content