1. Anasayfa
  2. /
  3. Sivil Portreler
  4. /
  5. Prof. Yakın Ertürk #kadınhakları...

Prof. Yakın Ertürk #kadınhakları sorularınızı cevaplıyor 1

Geçtiğimiz hafta Türkiye’de kadın hakları üzerine merak ettiklerinizi @SivilDusun Twitter hesabı üzerinden, BM Kadına Yönelik Şiddet Özel Raportörlüğü ve ODTÜ Sosyoloji Bölümü’nde öğretim üyeliği yapmış, halen Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi üyesi olan Prof. Yakın Ertürk’e yönlendirmenizi istemiştik. #kadınhakları etiketiyle sorduğunuz soruların cevaplarını önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşacağız. Bugünkü iki sorumuz kadının işgücündeki konumu üzerine…

Kadınların işgücüne katılımlarını arttırmada devletin sağlayacağı teşvikler yeterli olur mu?

Kadın emeğinin kullanım biçimleri ve ücretli işgücüne katılım örüntüleri köklü pek çok faktöre bağlıdır ve son kertede siyasi bir olgudur. Bu karmaşık ve siyasi nitelikli konuya ilişkin kavramlarımız da son 30-40 yılda önemli dönüşüme uğradı ve bu bağlamda örneğin medeni kanun reformunda eşler arası mal rejimi yeniden düzenlendi. Ancak, sonuç itibariyle Türkiye’de kadının genel olarak kamu alanında varlığı ve özel olarak da işgücüne katılımı hala pek çok kısıtlama altındadır. Mevcut çalışmalar, kadın istihdam oranlarının ekonomik modernleşme süreciyle düşüş eğilimi içinde olduğunu gösteriyor. Bu süreç içinde kadınlar işgücü pazarının dışında kalarak gittikçe tam zamanlı ev kadınlığına ya da denetimsiz, güvencesiz işlere mahkum oluyorlar. Kadınların işgücüne katılımlarının son derece düşük düzeylerde oluşunu açıklamada ataerkil cinsiyet rolleri, işgücü piyasasının, kamu kurum ve siyasetinin cinsiyet katmanlı yapısı, makro-ekonomik dinamikler gibi nedenler literatürde ön plana çıkmaktadır. Bu sorunların çözümünde elbet ki devlet teşvikleri gereklidir, ancak unutulmamalıdır ki devlet ve hükümetler de çoğu kez sorunun bir parçasıdır. Bir taraftan, kadın istihdamını artırıcı önlemler almak, diğer taraftan da, kadını annelik rollerine indirgemek ve hatta minimum üç çocuk yapmakla yükümlü kılmak çelişkili mesajlar vermenin ötesinde cinsiyetçi yapıyı pekiştiren ve derinleştiren bir yaklaşımdır. Bazı batı toplumlarında kadın yanlı diye niteliyebileceğimiz pek çok teşviklerin sonuçta kadınları ek-zamanlı, esnek çalışma saatleri olan ve düşük ücretli işlere mahkum etmiş ve kariyer olanaklarının önünü kesilmiştir. Dolayısıyla, devlet teşvik ve politikalarını değerlendirirken şu soruyu sormak ve ona göre stratejimizi belirlememiz gerekir: söz konusu teşvik mevcut yapıyı çözücü, hakları genişletici ve kadının bir birey olarak otonom varlığına saygılı bir ilkeden mi yoksa aile kurumunu esas alarak iş-aile yaşamını uzlaştırmayı hedefleyen bir anlayıştan mı hareketle geliştirilmiştir?

Kadınların işgücündeki konumunda bir tek orta yöneticilerin pozisyonu mu erkekle eşit sizce?

Kadın istihdamı ve içgücü piyasası uzmanlık alanım olmadığı için bu konudaki verilere hakim değilim. Eşit işe eşit ücret politikasının uygulandığı sektörlerde ve iş kollarında kuşkusuz bunun doğruluk derecesi vardır. Ancak,eşitliği sadece ücret temelinde düşünmek doğru olmaz. ‘Cam tavan’ (glass ceiling) gibi kavramlarların ifade ettiği nedenlerle kadınların göreli olarak eşit olduğu sektör ve iş kollarında yükselmelerde ve özellikle karar verme pozisyonlarına erişimlerinde ayrımcılığa uğradıklarını biliyoruz. Zira, mesele yine bir taraftan kadın için iş-aile yaşamının uzlaştırılmasına, diğer taraftan da, erkek egemen yapıların korunmasına dayanıyor. Bazı Batı ülkelerinde kamu sektörü karar verme  mekanizmalarında eşit temsiliyet kazanmış olan kadınlar, para ve gücün kamudan özel sektöre geçmesiyle yeni dışlanmışlıklarla karşı karşıya kalmışlardır. Bu da gösteriyor ki kadın-erkek eşitliği mücadelesi diyalektik bir süreçtir ve dünya hala temelde ataerkil bir yapıya sahiptir.

Yarınki sorumuz: Kadınların barış sürecinde rol alabilmesi için ne gibi adımlar atılmalıdır? Örgütlü kadın hareketi etkili midir?

Skip to content