Salının iyi haberi: Yaban ellerin yakın hakları

Bir tilkinin ormandaki ayak izleri, gökyüzünde süzülen bir kartalın gölgesi ya da gecenin sessizliğinde yankılanan bir baykuşun sesi… Yaban hayat doğanın, insana çoğu kez görünmez olan ancak varlığını her an derinden hissettiren kusursuz bir parçası. O, tabiatın insan yaşamayan vahşi tarafını tanımlamanın çok ötesinde, bizim türümüzün varlığını borçlu olduğu bir denge unsuru aslında. Ancak bu denge, çoğu kez insan eliyle zarar görüyor. Bir av tüfeğinin patlamasıyla, ormana bırakılan bir plastik şişeyle, bir canlıyı sahiplenmek kadar kolayca dışlamakla…

Doğaya sempati ve sevgi beslemek harika ancak bu dengeye gerçek bir katkı sunmak için yeterli değil. Yabani yaşam, içindeki tüm canlılıkla birikte tıpkı insanlar gibi belli haklara sahip ve tüm işleyişlerin bu hakları gözeterek düzenlenmesi olmazsa olmaz. Sizi, bu işi son derece ciddiye alan bir ekiple tanıştıralım: Yaban Hayatını Koruma ve Dayanışma Derneği, diğer adıyla Yeşil Orman Okulu.

Hakları korumamız gerektiğinde zaten hepimiz hemfikiriz. Fakat bunu yapabilmek için önce onları tanımak, günlük hayatta görünür kılmak gerekiyor. Çünkü bildiğimiz bir şeyi benimseriz. Benimseyince de kolayca yaşantımızın parçası yaparız. İşte o zaman uygulamak bir görev değil, kendiliğinden gerçekleşen bir şey olur, öyle değil mi?

Ekipten bir gönüllü çalışmalarının arkasındaki motivasyonu böyle ifade ediyor ve bir soru soruyor bize:

Türkiye’de bizzat bu yaban yaşamı korumakla görevlendirilmiş birimlerin olduğunu biliyor muydunuz?

2020 Temmuzunda, Jandarma Genel Komutanlığı Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma Timlerini hayata geçirdi. Aynı dönemde, Emniyet Genel Müdürlüğü de Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma Polis ekiplerini oluşturdu. Bu birimler, hayvanlara yönelik ihlalleri önlemek, doğayı ve yaban hayatını korumak amacıyla çalışmaya başladılar.

Sahadaki personelin hayvan haklarına dair kapsamlı ve pratik bilgiyle buluşması hala bir ihtiyaç olarak oradaydı.  Kanunlar vardı ama bunların nasıl uygulanacağı, hangi durumlarda nasıl bir müdahale yapılacağı konusunda boşluklar söz konusuydu.

Yeşil Orman Okulu, alandaki 11 yıllık deneyimini, yegane görevi hayvanları korumak olan bu birimlerin güçlendirilmesine katkı sunmak için kullanmak istedi. Kurumlarla görüşerek eğitimler organize ettiler. Fakat araya salgın girince eğitim programı sekteye uğradı. Yeşil Orman Okullular yine de vazgeçmedi ve yeni şartlara uygun bir çözüm üretti.

Hayvanları korumakla yetkilendirilen bu ekiplerin çantalarına, arabalarının arka ceplerine, kütüphanelerinin raflarına ulaşmayı hayal ettiler. Bir orman muhafaza memuru yaralı bir kuş bulduğunda ya da bir sokak köpeğinin şiddet gördüğüne tanık olduğunda elinde; nasıl hareket etmesi gerektiğini, hangi yasalara dayanarak müdahalede bulunacağını anlatan kapsamlı bir kaynak bulunsaydı, bu neye benzerdi?

Yoğun uğraşların sonunda, Doğa, Çevre ve Hayvanları Koruma Timleri/ Polisleri ile Orman Muhafaza Memurları için hayvan hakları rehberi, Sivil Düşün desteğiyle hayata geçti. Yeşil Orman Okulu, hayvan hakları ile ilgili temel prensiplerden, kolluk kuvvetlerinin yetkileri ve uygulama süreçlerine pek çok başlık altında geniş bir içerik hazırladı. Türkiye’de hayvan hakları alanında faaliyet gösteren yetkili birimler ve çalışma şekilleri, hayvan haklarını ilgilendiren mevzuatlar, hayvanlara karşı işlenen suçlara nasıl müdahale edilmesi gerektiğine dair pratik bilgiler, ekosistemin dengesini bozmamak adına dikkat edilmesi gereken türler, hayvan haklarını savunmada toplumun ve bireylerin rolü gibi alanlarda hem bilgi hem yöntem paylaşıldı. Rehberlerin basılı nüshaları Hatay’dan başlayarak farklı şehirlerde sorumlu birimlere dağıtıldı.

Rehber tüm ülkeye yayıldıkça çok olumlu geri dönüşler almaya başladık. Aslında bu kitapçık, sadece görevliler değil hepimiz için bir başucu kaynağı olsun istiyoruz. Çünkü yaban, belgesellerden izlediğimiz uzak bir diyar değil. Bizim nasıl yaşadığımıza, dünyayla nasıl ilişki kurduğumuza göre nefes alan bir parçamız.

Yeşil Orman Oklu gönüllülerinin sözlerini kafamızda evirip çevirirken doğanın bu parçasını nasıl gördüğümüzü düşündük. Meğer, toprağındaki tilki izlerini ya da göğündeki kartalın süzülüşünü gözümüzle görmediğimiz; geceleri kesik baykuş ötüşlerini kulaklarımızla duymadığımız yabanı, biz de zaman zaman uzak bir masal ülkesi gibi hayal etmişiz. Bu gerçeküstü görülen alanın kendi gerçekliğimizin köklerinden biri olduğunu neredeyse unutmuşuz. Hatırlamak için seçim yapmak önemli: İçimizdeki sempatiye sığınmak mı hakları ciddiye almak mı?

Koruma Birimleri için Hayvan Hakları Rehberini inceleyin.

Sivil Düşün destekli tüm yayınları inceleyin.

 

Skip to content