1. Anasayfa
  2. /
  3. Söz Devri
  4. /
  5. Söz Devri | Emre...

Söz Devri | Emre Güzel ile Katılımcı Kentler Programı

Bu haftanın söz devrinde konuğumuz, Roof Coliving’den Emre Güzel. Roof ekibi, alternatif bir ev modeli olan ortak yaşama alanları (co-living spaces) ve benzeri mekansal yapılar üzerinden; insanları, toplulukları, dayanışmayı, imeceyi, müşterekleri, yurttaş katılımını, paylaşım ekonomisini inceleyip araştırıyor; uzun vadede kurmayı hedeflediği ortak yaşama alanlarında bütün bu değerleri var edebilmeyi umuyor. Roof Coliving aynı zamanda, Mekanda Adalet Derneği’nin (MAD), ALDA (European Association for Local Democracy) ile yürüttüğü, yerel sorunlar üzerine çalışan Türkiye ve AB sivil toplumu arasında kalıcı ağ oluşturmayı hedeflediği THE:PLACE programına Türkiye’den seçilen altı oluşumdan biri.

Merhaba! Ben Emre, Roof Coliving’in kurucularındanım. Sosyal etki üretim pratiklerini sürekli sorgulayan disiplinler üstü bir sosyal tasarımcıyım. 2014 yılından bu yana sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında tasarımcı kimliğimle yer almaktayım. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve gençlik hakları ile başlayan sivil alan yolculuğum, sivil katılım, aktif yurttaşlık gibi konularda derinleşerek devam ediyor. Mekanların etki üreten karşılaşma alanları olabileceğini keşfettiğimden bu yana, mekansal pratikler üzerine süreçler geliştiriyorum.

Aslında her gün farklı ihtiyaçlar için kullandığımız mekanlar bize nasıl karşılaşma alanları yaratıyor? Bu mekanların sosyal etkisini kalıcı kılabilir miyiz?

Yine bir mekan üzerinden tanışmış birbirinden çok farklı kimliklere sahip bir grup arkadaş olarak 2019 yılında Roof Coliving’i hayata geçirdiğimizde bu soruların peşinden gideceğimizi bilmiyorduk.

Mekanların bu kadar farklı kimliği bir araya getirebilme gücü bizim için çok etkileyiciydi. Böylece, kimliklerin birbirini tanıma ve öğrenme halini yaratabilecek farklı mekansal pratikler geliştirebilmek için çalışmalara başladık.

Bu bağlamdan bakınca, Roof Coliving, farklı kimliklerimizle, farklı disiplinlerimizle bir arada bulunabileceğimiz ortak yaşama alanları (coliving space) kurmayı amaçlayan bir sosyal girişim olarak kendini var etti. Ekibimiz, merkezine insanı koyuyor ve topluluğun değerlerini temel alarak hareket ediyor. Birbirinden farklı ama öz değerleri benzer olan insanların bir araya gelerek birlikte yaşayabileceği, öğrenebileceği, yaratabileceği ortak yaşama alanları kurma hayaliyle çalışıyoruz.

Her gün kullandığımız bu eşik mekanları, yaşam alanlarını, insan ve topluluk ilişkilerini de içerecek biçimde yeniden tasarlıyor, böylece yeni bir birlikte yaşama kültürü oluşturmayı, mekan üzerinden müşterek bir hayat yaratabilmeyi umuyoruz. Amacımız, ev kültürünü kişiye özel olmaktan çıkarıp müşterek bir hayata dönüştürebilmek. Bu sayede, yalnızlaşmaya, konaklama problemlerine, toplumsal ötekileştirmeye, gençlik problemlerine yönelik çözüm geliştirmeye çabalıyoruz.

Kentleri de büyük ölçekte birer ortak yaşama alanı olarak tanımlarsak, kent deneyimleri ve yurttaş pratiklerine yönelik süreçler çalışmalarımızın odağını oluşturuyor diyebiliriz. COVID-19 salgını ile, kamusal alan ihtiyacının giderek arttığını biliyoruz. Kapanmalar sırasında yaptığımız dijital topluluk buluşmalarında kamusal alanların, yurttaş pratiklerinden epeyce uzak ve katılım gözetilmeksizin tasarlandığını keşfetme şansımız oldu. Oysa yerel yönetimler bu alanları, yurttaşların tasarımdan uygulama süreçlerine kadar dahil olduğu, ihtiyaçlar ile kullanım biçimlerinin analiz edildiği kapsayıcı, fonksiyonel süreçler sonunda yaratırsa, çok şey değişebilir.

Peki kamusal alanların küçük ölçekli müdahalelerle yurttaşların ihtiyacına yönelik yeninden tasarlanabilmesi mümkün mü? Kamusal alanda insanları bir araya getiren diyalog ortamlarını nasıl yaratabiliriz? Katılımcı Kentler Programını, bu sorulara yurttaşlarla birlikte cevap bulmak için geliştirdik.

Programda neler var?  

Katılımcıların birbirinden öğrendiği paylaşım çemberleri;  komünite buluşmaları; sivil katılım, diyalog, placemaking, sosyal tasarım gibi farklılaşan konulara yönelik kapasite güçlendirme oturumları ve her yurttaşın kendi disiplinlerinden bağımsız şekilde sosyal tasarımcı olabildiği birlikte tasarım süreçleri (co-design marahton).

Katılımcı Kentler Programı, çalışırken partnerlik geliştirdiğimiz yerel yönetimler için de yeni bir katılım modeli, süreç sunuyor. Programı yürütürken, yalnıza yurttaşlar arasında değil, yerel yönetimler ile yurttaşlar arasında da diyalog ortamı için alan açmış oluyoruz. Beş hafta boyunca, bu iki farklı grup, küçük ölçekli, kalıcı sosyal etki yaratan, gerçekçi ve uygulanabilir müdahale tasarımları üzerine bir arada düşünme fırsatı buluyor. Bugüne kadar, İzmir Büyükşehir, Eskişehir Büyükşehir, Nilüfer Belediyesi ve yurttaşlarla birlikte çalıştığımız heyecan verici deneyimlerimiz oldu. Aslında bir katılım modeli ürettiğimiz bu yolculuğun en güncel durağı olan #sezon03 Ayvalık programı, Sivil Düşün tarafından desteklendi. Beş hafta boyunca, sahanın ihtiyaçlarından çözüm pratiklerine kadar keşifler yaptık ve sonunda katılımcı grupların kamusal alanların yeniden tasarımı için geliştirdiği beş farklı müdahale pratiği ortaya çıktı.

Konseptleri geliştirip cebimize koyduk, şimdi artık uygulama zamanı! Program katılımcılarımızı topluluğumuza dahil ediyor, böylece her geçen gün mekansal pratiklerin gelişmesi için çalışan daha büyük bir komüniteye dönüşüyoruz. Her program sonrası geliştirilen müdahale tasarımlarını yine yurttaşlarla birlikte uygulamak için yerel yönetimlerle görüşmeler gerçekleştiriyoruz.

Farklı bölgelerdeki kamusal alanların yerel yönetimlerle, farklı yurttaş pratikleriyle tasarımını aha katılımcı yapabilmek için programımızı hayata geçirmeye devam edeceğiz. Yeni açılacak programlarımıza dahil olabilirsiniz, birlikte uygulayabiliriz. Bizi web sitemiz ve sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Instagram / twitter : @roofcoliving

www.roofcoliving.com

Email: roofcoliving@gmail.com  ; guzl.emre@gmail.com

Skip to content