Söz Devri I Dramatist Türkiye ile ses ve sözün gücü

Merhaba, ben Dramatist’ten Yaşam. Bizce dramaturgun derdi ses ve sözdür, Özden’le ikisini de alıp Söz Devri’ne geldik. Bize katılmak ister misiniz?

Tiyatrodaki üreticileri düşündüğümüzde, dramaturg bir tanımın içine yerleşmesi en zor rollerden biri. Çünkü çalışma alanı oldukça muğlak, esnek ve farklı üretim biçimlerine uyarlanabilir. Dramaturgun yaptığı iş her prodüksiyonda, hatta prodüksiyonun farklı aşamalarında bile değişebilir. Bu nedenle benim en sevdiğim tanımlardan biri, dramaturjiyi bir köprü olarak düşünmek. 

Dramaturg, bir tiyatro oyununun ne söylemek istediğinin, nasıl düşündüğünün ve bu düşünceyi sahnede ne kadar tutarlı biçimde kurabildiğinin peşindedir. Sahnenin estetik mimarisinin bu düşünceye nasıl hizmet ettiğine bakar. Bunu da çoğu zaman sorular sorarak yapar. Bir metnin dünyasını, tarihsel ve toplumsal bağlamını, karakterlerin ilişkilerini, anlatının yapısını ve sahnede ortaya çıkan anlamları birlikte ele alır. Tiyatro kolektif bir üretim olduğu için sürece katılan her yaratıcı kişi oyuna farklı bir bakış ve farklı bir dil getirir. Dramaturg, metin, sahneleme, yönetmenin tasarımı, oyunculuk, ışık, müzik ve üretim sürecindeki pek çok kişinin her provada aldığı onlarca karar arasında bağlantılar kurar. Bu köprü hem sağlam, hem de esnek olmalıdır. Çünkü yapıt, sürece eklenen her yeni kararla değişebilir. Kurulan anlamlar yeniden düşünülebilir ya da tekrar tekrar müzakere edilebilir.

Somut olarak ise dramaturg metin üzerinde çalışır. Yapıyı analiz eder ve sahnelenmek istenen metnin neden bugün, burada sahnelendiğini anlamlandırmaya çalışır. Oyunun seyirciyle nasıl bir ilişki kuracağını araştırır. Yönetmenle, yazarla ve yaratıcı ekiple yakın ilişki içinde çalışır. Tanıtım metnini yazabilir, afişte ya da broşürde seyircinin ilk olarak neyle karşılaşacağı üzerine düşünebilir. Bugün pek çok dramaturg sanat yönetimi, yayıncılık, program tasarımı ya da iletişim alanlarında da çalışıyor. Çünkü bu bakma ve düşünme biçimi de tiyatronun dışında pek çok alana uyarlanabiliyor.

Bir dramaturgun ne yaptığı sorusu yalnızca seyircilere ait değil

Özden: Bir oyun sahneye çıkana kadar kendine özgü bir yaratıcı yolculuktan geçiyor. Aslında o yolculuk olmadan seyredilecek bir yapıdan söz etmek de mümkün değil. Bu sürecin kendisinden keyif alan, oraya katkı sunmak isteyen ve yaratıcılığını bu yolculuğun içinde ortaya koyan pek çok insan var. Onları ve yaptıkları işleri görünür kılmak, bu çalışmaların emek olduğunu ve bir karşılık gerektirdiğini hatırlatmak istiyoruz. Sanırım bir nedeni de bizim bu görünmeyen üreticilerden bazıları olmamız. İşin olumlu ve olumsuz yanlarını, eksiklerini ve ihtiyaçlarını içeriden gözlemliyoruz.

Yaşam: Tiyatroda seyircinin en doğrudan karşılaşması oyuncuyla gerçekleşiyor, bu çok doğal. Seyirci üretim sürecinin tamamına hakim olmak durumunda mı, böyle bir sorumluluğu var mı, bilemiyorum. Bence asıl mesele seyircilerden ziyade tiyatro üreticileri arasında da hala görünür olan ve olmayan mesleklerin bulunması. Bir dramaturgun ne yaptığı sorusu yalnızca seyircilere ait değil mesela. Tiyatro alanının içinde çalışan pek çok kişi de bu sorunun cevabını bilmiyor.

Dramaturji: Ses ve Söz çalışmasında kendi dertlerimizden ve ihtiyaçlarımızdan yola çıktık. Tiyatroda ne üretildiği kadar nasıl üretildiğiyle de ilgilendik. Farklı kişilerin tek başına taşıdığı dağınık deneyimleri bir araya getirerek kamusal olarak paylaşılabilecek ortak bir bilgiye ve hafızaya dönüştürmeye çalıştık. Bu nedenle çalışma boyunca sahada çalışan dramaturgların ve oyun yazarlarının deneyimlerini dinledik ve arşivledik. Çalışma kapsamında, tartışma yaratma potansiyeli taşıyan metinleri yayımlayarak yazılı bir arşiv oluşturduk. Aslında pek çoğu sık sık konuşulan meselelerdi. Ama konuşan özneler, tıpkı bizim gibi, bu dertleri tek başlarına taşıdıklarına inanıyorlardı belki. Biz bu yüzden görünmeyen emek biçimlerine odaklandık. Daha az yalnız hissetmek için. 

Bugün sadece dramaturgların değil, herkesin bir biçimde bir araya gelmeye ihtiyacı var 

Yaşam: Dramaturglar özelinde bir araya gelmek, oldukça spesifik ve sınırları hala tam olarak tanınmayan bir alanda çalışan insanların yan yana gelmesi demek. Dramaturglar çoğu zaman önce yaptıkları işin varlığını ve önemini anlatıyorlar. Ancak ondan sonra çalışma koşullarından, ücretlerden ya da haklardan söz edebiliyorlar. Bir araya gelmek, yapmayı çok sevdiğimiz bu işi sürdürebilmemiz için gerekli.

Özden: Aslında başka meslek grupları neden bir araya geliyorsa, dramaturgların da aynı nedenle bir araya gelmeye ihtiyacı var. Tekil seslerin duyulması ve dikkate alınması zor. Bilgiyi paylaşmadan ilerleme sağlanmıyor, ortak dertler anlaşılmadan anlatılamıyor ve görünür kılınamıyor.

Yaşam: Bu çalışma bize yalnız olmadığımızı gösterdi. Katkı sunan yazarlar ve podcastte deneyimlerini paylaşan konukların tümü cevabını hiçbirimizin tek başına bilmediği sorular sordu. Bu sorular çoğaldıkça umudumuz da arttı. Sorunun sadece size ait olmadığını görmek, onun değiştirilebilir olduğunu düşünmenin ilk adımı olabilir.

Dramaturgun yaptığı işin tanımlanamaması, çalışma koşullarının ve haklarının da tanımlanamaması anlamına geliyor. Yerli metin üretiminin bu denli arttığı bir tiyatro ortamında, oyun yazarlarının bir araya gelerek sorunlarını konuşamaması bu üretimin sürdürülebilir olmayan yaşam ve çalışma koşulları altında devam etmesi anlamına geliyor. Birçoğumuz güvencesiz hissediyoruz, yarını öngöremiyoruz. Etrafımızı saran şiddetin içinde hikaye anlatmayı sürdürmeye ihtiyaç duyuyorsak, bunu adil ve sürdürülebilir koşullarda yapmaya ihtiyacımız var. 

Dramaturglar için kamusal bir karşılaşma alanı açmak istedik

Özden: Dramaturjinin kendisi çok katmanlı bir yapıya sahip. Bu çoklu bakış alışkanlığı Dramatist’in oluşumunda da kendini gösterdi. Diğer yandan zamanın ruhu da bunu gerektiriyor. Yürütmeye uğraştığımız tüm çalışmalar aslında tek bir odağa da sahip, kayıt altına almak. Sesi, sözü ya da yazıyı. Nihayetinde varlığımızı kayıt altına alma derdi de bizi dernekleşmeye götürdü zaten.

Yaşam: Dramaturji ve oyun yazarlığı üzerine deneyimler çoğunlukla sözlü olarak, kişisel ilişkiler içinde dolaşıyor ve bu nedenle her kuşak benzer sorularla yeniden tek başına karşılaşıyor. Biz kamusal bir karşılaşma alanı açmak istedik. Yazı, deneyimin üzerinde düşünmeye, onu kavramsallaştırmaya ve yeniden dönüp bakılabilecek bir kaynak hâline getirmeye imkan verdi. Podcastte ise sesin kendisi devreye girdi. Bizim duyulması gerektiğine çok inandığımız seslerdi bunlar. Bu sesleri, doğrudan sahiplerinden duyduğumuz haliyle arşivlemeye ihtiyacımız vardı. Yazıdan farklı olarak sesleri arşivlediğimizde deneyimin canlılığını koruyabildiğimize inanıyorum. Bu iki format, birbirlerinin eksik bıraktığı yanları tamamlayan iki ayrı karşılaşma biçimiydi.

Artık daha kalabalığız

Yaşam: Dramaturji: Ses ve Söz bize dramaturgların ve oyun yazarlarının birbirinden kopuk görünen sorunlarının aslında ortak dertlere işaret ettiğini gösterdi. Tanımsızlık, güvencesizlik, ücret, telif, mesleki yalnızlık ve bilgiye erişim gibi meseleler bize yapısal sorunlar olarak görünmeye başladı.Çalışma sona erdiğinde bu diyalog alanını kapatmak istemedik. Çünkü artık birbirini duymaya başlamış insanlar vardı ve biz de bu karşılaşmanın geçici bir çalışma takvimine sığmadığını görmüştük. Dramatist önce bu konuşmanın devam edebileceği bir platform olarak ortaya çıktı, daha sonra derneğe dönüştü. Buradaki resmî statü doğal olarak bir topluluk olmak anlamına gelmiyor tabii ki. Dernek bize süreklilik sağlayabilecek bir zemin sundu ama o zeminin içini ilişkiyle, güvenle, ortak emekle ve birlikte alınan kararlarla doldurmak hâlâ devam eden bir süreç. Bir yandan çok güçlü bir karşılıkla, dayanışma arzusuyla ve katkı sunmak isteyen insanlarla karşılaştık, diğer yandan sınırlı zaman, kaynak ve insan emeğiyle sürdürülebilir bir yapı kurmanın zorluklarını deneyimledik. Hâlâ deneyimliyoruz. En heyecan verici yanı artık daha kalabalığız. 

Özden: Sivil Düşün desteği, uzun zamandır kendi aramızda konuştuğumuz meseleleri kamusal bir alana taşıyabilmemiz için ilk somut adımı atmamızı sağladı. Başlangıçta belirli bir süre içinde tamamlanacak bir podcast ve yazı çalışması tasarlıyorduk. Fakat çalışma ilerledikçe, karşılaştığımız ihtiyacın hazırladığımız içeriklerden daha büyük olduğunu gördük. İnsanlar birbirlerini bulmaya, bilgi alışverişinde bulunmaya ve bu konuşmayı sürdürebilecekleri bir yapıya da ihtiyaç duyuyorlardı.

Bir araya gelmek kolay ama birlikte kalmak için başka türlü bir ısrar gerekiyor

Yaşam: Önümüzdeki dönemde birkaç alanı birlikte geliştirmeyi planlıyoruz. Bunlardan biri, Dramaturji: Ses ve Söz ile başlayan yayın faaliyetlerini sürdürmek. İlk çalışmamızdan sonra birlikte kalmak başlıklı bir açık çağrı yaptık. Bizim için birlikte nasıl kalacağımızın yollarını aradığımız bir süreçti, kendimizden başlayarak bu tartışmayı herkese açmak istedik. Çünkü bir araya gelmek kolay ama birlikte kalmak başka türlü bir ısrar ve istikrar gerektiriyor. Dramatist’in alanımızdaki deneyimi biriktiren, erişilebilir kılan ve yeni tartışmalara açan bir hafıza oluşturmasını önemsiyoruz.

Bir diğer önemli alan mesleki dayanışma ve hak savunuculuğu. Şu ana kadar mesleki karşılaşmaları çoğaltabileceğimiz buluşmalar tasarladık. Farklı sektörlerdeki uygulamaları öğrenebileceğimiz, temel kavramları birlikte tartışabileceğimiz ve zamanla ortak ilkeler geliştirebileceğimiz çalışmalar yürütmeyi planlıyoruz.

Özden: Üyeler arasında bilgi dolaşımını güçlendirmek, mesleki gelişim alanları oluşturmak ve farklı şehirlerde çalışan kişilerin birbirine ulaşmasını sağlamak da hedeflerimiz arasında. Dramatist’in yalnızca belirli bir şehirde ya da belirli çevreler içinde çalışan kişilere ait bir yapı olmasını istemiyoruz. Türkiye’nin farklı yerlerinde çalışan dramaturgların ve oyun yazarlarının deneyimlerini duyabileceğimiz, yerel ihtiyaçların da yapının yönünü belirleyebildiği bir ilişki kurmaya çalışıyoruz.