Merhaba, ben Boğaziçi Avrupa Siyaset Okulundan Hazal. Bu haftanın Söz Devri’nde mikrofon bende. 12 yıldır bizi birbirimizden uzaklaştıranın gerçekten farklı düşünmek mi, yoksa birbirimizi duyabileceğimiz alanların giderek azalması mı olduğu sorusunun peşine düşüyoruz. Bize eşlik etmeye ne dersin?
—
Bizi birleştiren ortak bir hayalimiz var
Boğaziçi Avrupa Siyaset Okuluna (BASO) katılan her katılımcının, yolları, yöntemleri, araçları ne kadar farklı olursa olsun, daha iyi bir Türkiye ve daha iyi bir dünya hayalini kurduğunu varsayarız. Bu elbette farklılıklarımızı önemsemediğimiz ya da görmezden geldiğimiz anlamına gelmez. Ama birbirimizden ne kadar farklı olduğumuzu sürekli vurgulamak yerine, ortak yaptığımız şeyleri görmeye çalışıyoruz. Birlikte güldüğümüz, kızdığımız, şaşırdığımız şeyleri paylaşmanın anlamlı olduğuna inanıyoruz. Programlarımıza katılan gençler de zaten bu ihtiyaçla geliyor. Mesafeleri kısaltmak, anlamak, birlikte gülmek, kızmak, şaşırmak istiyorlar.
Programın anahtarı merak
BASO’da konuştuğumuz konular arasında ekonomi de var, sanat da. Türkiye’nin geleceğinde söz sahibi olmak isteyen katılımcıların önemli meseleleri geniş bir çerçevede tartışmalarını önemsiyoruz. Aynı zamanda gündelik hayatın hızında dönüp bakmaya fırsat bulamadıkları alanlarda meraklarını celbetmeyi de diliyoruz, ekoloji, mimari, edebiyat gibi. Hatta merak, programın anahtarı desem abartmış olmam. Hem yaşadıkları dünyayı hem de birbirlerini gerçekten merak ederek gelenler programdan en çok beslenenler oluyor.
Sofra bizim için önemli bir sözcük haline geldi son yıllarda. Bir dostumuz bizi nelerin ayırdığına değil, nelerin birleştirdiğine odaklanmak istiyorum demişti. Biz toplulukları sofraların birleştirebileceğini düşünüyoruz. Sekiz gün boyunca birlikte oturup yemek yeme, yerken muhabbet etme pratiğini hayata geçiriyoruz. Bu zaten arkadaşlarımızla, ailemizle yaptığımız, yapmaktan keyif aldığımız bir şey ama dünyaya farklı bakan, farklı arka planlardan gelen ve az önce örneğin Türkiye ekonomisi ya da dış politika dersinden çıkmış bir grup insanın konuşacağı o kadar çok şey oluyor ki.
Her zaman aynı fikirde olmak zorunda değiliz. Fikirlerimizi değiştirmeden sofradan kalkabiliriz. Programın başından itibaren birlikte kurmaya çalıştığımız güven alanının bir parçası da bu. Birbirimizi dinlemek, birbirimizden öğrenmek, konuşmaya devam edebilmek bizim için en önemlisi.
BASO, mezunlarına o şehirde tanıdığım biri var diyebilmenin güvenini sunuyor
Program sekiz gün sürüyor. Sabah ilk dersle başlayan gün, akşama doğru günün değerlendirmesiyle bitiyor. Ama katılımcılar için sonrası da var, aynı otelde konaklıyorlar ve bazen sabaha kadar konuşup tartışıyorlar. Haftanın sonunda dersler kadar kendi aralarındaki bu muhabbetten de ne kadar çok şey öğrendiklerini anlatıyorlar. Sekiz gün hem kısacık hem dolu dolu. Kendi çevrelerinden, ailelerinden, arkadaşlarından ayrı, çoğu için yaşadıkları şehirden uzak geçen bu hafta ihtiyaç duydukları desteği ve dayanışmayı grup içerisinde buluyor, bazen de o desteği veren, dayanışmayı sunan oluyorlar. O haftanın canlılığı elbette çok başka ama herkes kendi hayatına döndükten sonra, aylar geçse dahi, biri diğerinin şehrine gittiğinde, ziyaretler yapıldığında, fotoğraflar ve özlem paylaşılıyor, yeniden bir araya gelmek için gün sayılıyor.
Bugün BASO’nun 800’ü aşkın mezunu var, Türkiye’nin neredeyse her şehrinde. Bazen sadece o şehirde tanıdığım biri var diyebilmenin güvenini yaşıyorlar. İş birlikleri ve dayanışma ağları kuruyorlar, birbirlerinin düğünlerine bile gidiyorlar. Kurulan bağları güçlendirmek, yeni ilişkiler kurulmasına yardımcı olmak bizim için temel amaçlardan biri. Aranın böyle kapanabileceğine inanıyoruz.
Sivil Düşün de BASO’nun destekçileri arasında
BASO’nun geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği kış eğitimi ve yakın zamanda biten yaz eğitiminde Sivil Düşün de destekçiler arasında. BASO ve Sivil Düşün’ün yolu bundan iki yıl önce yine kesişmişti. O zamandan bu yana pek çok sınıf açıldı, pek çok tartışma yürütüldü. Siyaset okulunun ilk yıllarını düşününce, gündem oldukça değişti. Örneğin dünyada şu anda daha fazla savaş var. Arada bir küresel salgın yaşandı. Yapay zeka diye bir şey de konuşmuyorduk. Bu anlamda konular, başlıklar değişiyor, güncelleniyor. Ama değişmeyen birçok şey ve bir süreklilik var.
2024’te Sivil Düşün’ün de desteğiyle, mezunlarımızla 10. yılımızı kutladık. İkinci 10 yılımızda neler yapmak istediğimiz üzerine hep beraber kafa yorduk. 8 günlük eğitimler her zaman ana işimiz ve odağımız. Ama yaptığımız işi zenginleştirmek, derinleştirmek ve aynı zamanda da yaygınlaştırmak için de yoğun bir çaba harcıyoruz. Amacımız eğitim üstüne eğitim yapmak değil, eğitimlerin yanında var olan topluluğumuzu güçlendirmek, desteklemek. Çünkü BASO bizim için 8 günlük bir programdan fazlası, zamana, topluluğa yayılan bir dayanışma, muhabbet, merak, güven alanı.