Gençlerle çalışırken de gönüllülerimiz bilgi aktaran kişiler değil, süreci kolaylaştıran, deneyimlerini paylaşan ve gençlerle birlikte öğrenen kişiler. Bu nedenle akran öğrenmesini yalnızca bir yöntem olarak değil, çalışma kültürümüzün önemli bir parçası olarak görüyoruz.
—
Merhaba, ben Keşif Atölyeleri Derneğinden Aysun. Bu haftanın Söz Devrinde mikrofonu ben alıyorum. İzmir’de çocuklarla birlikte kurduğumuz atölyeleri geçtiğimiz aylarda Sivil Düşün Deneyim Buluşmasında anlattım, şimdi de sizinle paylaşıyorum. Keşfetmeyi sevenleri okumaya bekliyorum.
Keşif Atölyesi’nin yolu Sivil Düşün destekleriyle ilk defa kesişmedi. İzmir depremi sonrasında aldığımız ilk destek bizim için yalnızca bir proje desteği değildi. Farklı yaşam deneyimlerine sahip gençlerin güvenli bir ortamda bir araya gelebileceği bir alan kurma fırsatıydı.
Deprem bölgesinden İzmir’e gelen gençlerle İzmir’de yaşayan 14 -17 yaş arasındaki gençleri Yaşar Üniversitesi’nin kampüsünde buluşturduk. Yaklaşık iki hafta boyunca birlikte öğrendiler, birlikte düşündüler ve birlikte karar aldılar. Akademisyenlerle bir araya geldiler, ilgi duydukları alanları deneyimlediler. Performans kaygısı olmadan kendilerini keşfetme fırsatı buldular. Bizim için en kıymetli tarafı ise aynı kampüsü, aynı sınıfı ve aynı sosyal alanları paylaşan gençler zamanla birbirlerinin hikayelerini tanımaya başlamasıydı. Birlikte üretip eğlenirken, doğal bir bağ kurdular. Bu karşılaşmaların özellikle depremden etkilenen gençlerin hem yaşadıkları kente hem de sosyal çevrelerine uyum süreçlerini desteklediğini gördük.
Aynı süreci birlikte deneyimlemek gençler için güvenli bir alan yarattı
Aynı zamanda İzmir’de yaşayan gençler için de farklı yaşam deneyimlerini yakından tanıma, empati kurma ve dayanışmayı birlikte deneyimleme fırsatı oluştu. Bazı gençler için bu, ilk kez bir üniversite kampüsünde bulunmak anlamına geliyordu. O ortamı deneyimlemek, akademisyenlerle aynı masada oturmak ve kendilerini kampüsün doğal bir parçası gibi hissetmek özgüvenlerini güçlendiren önemli bir deneyim oldu. Aslında gençler sadece bir yaz kampına katılmadılar, birbirlerinin hayatına dokundular. Biz de bir sivil toplum örgütü olarak bu karşılaşmanın mümkün olabileceği güvenli alanı kurduk. Bu proje bize başka bir ihtiyacımızı da gösterdi. Sahada güçlü çalışmalar yapıyorduk ama bunları yeterince görünür kılamıyorduk. Yaptığımız işlerin etkisini dijital dünyada anlatacak ortak bir dilimiz yoktu.
İkinci Sivil Düşün desteğiyle tam da bu alana odaklandık. Kurumsal kimliğimizi yeniledik, web sitemizi yeniden tasarladık, iletişim dilimizi gözden geçirdik ve sosyal medya hesaplarımızı daha aktif kullanmaya başladık. Çevrimiçi yürüttüğümüz atölyeler için kullandığımız dijital platformlara erişim desteği de aldık. Böylece hem daha fazla gence ulaşabildik hem de yaptığımız çalışmaların görünürlüğünü artırabildik.
Bugün dönüp baktığımızda ilk destek bize sahada güçlü karşılaşmalar kurmayı, ikinci destek ise bu karşılaşmaların hikayesini daha fazla insana ulaştırmayı sağladı.
Çalışmalarımızın merkezinde birlikte öğrenme var
Gençlerle çalışırken de gönüllülerimiz bilgi aktaran kişiler değil, süreci kolaylaştıran, deneyimlerini paylaşan ve gençlerle birlikte öğrenen kişiler. Bu nedenle akran öğrenmesini yalnızca bir yöntem olarak değil, çalışma kültürümüzün önemli bir parçası olarak görüyoruz.
Geçtiğimiz Mart ayında katıldığımız Sivil Düşünenler Deneyim Buluşmasında aynı duyguyu hissettik. Farklı şehirlerden ve farklı alanlardan gelen örgütlerin benzer meseleler üzerine düşündüğünü gördük. Hepimizin çalışma alanı farklı olsa da gençlerin katılımı, gönüllülük, sürdürülebilirlik ya da görünürlük gibi ortak meselelerde birbirimizden öğrenecek çok şeyimiz olduğunu fark ettik.
Bence sivil toplumun en güzel taraflarından biri de bu. Kimse birbirine ne yapması gerektiğini anlatmıyor, deneyimlerini paylaşıyor. O deneyim de başka bir yerde yeni bir fikre dönüşebiliyor.
Yeni deneyimlerle karşılaşmak bize güç veriyor
Sivil toplum bazen uzun soluklu ve zorlayıcı bir yolculuk olabiliyor. Benzer değerlerle çalışan insanların da aynı soruların peşinden gittiğini görmek insana güç veriyor. Sivil Düşünenler deneyim buluşmaları gibi buluşmalardan sadece ilham alarak dönmüyoruz. Her karşılaşma bize kendi çalışmalarımıza yeniden bakma fırsatı sunuyor. Öğrendiklerimizi kendi hedef kitlemiz için nasıl uyarlayabiliriz diye düşünüyoruz. Çünkü inanıyoruz ki deneyim paylaşıldıkça çoğalıyor. Bazen kısa bir sohbet bile yeni bir iş birliğinin ya da yeni bir projenin başlangıcı olabiliyor.
Sivil toplumun en büyük gücü de tam olarak burada başlıyor: rekabette değil, dayanışmada ve birlikte öğrenebilme becerisinde.
Kuşak farkını azaltan şey aynı fikirde olmak değil, birbirini gerçekten dinleyebilmek
Biz gençleri hiçbir zaman yalnızca çalışmalarımızın katılımcıları olarak görmedik. Onlar birlikte düşündüğümüz, birlikte ürettiğimiz ve birlikte öğrendiğimiz yol arkadaşlarımız. Bu nedenle planlama aşamasından değerlendirmeye kadar mümkün olduğunca karar süreçlerinin içinde yer almalarını önemsiyoruz. Çünkü gençlerin katkı sunduğu çalışmaların onların gerçek ihtiyaçlarına daha fazla karşılık verdiğini görüyoruz. Ama bu süreç yalnızca gençleri değil, bizi de dönüştürüyor.
Yetişkinler olarak bazen çözümü bildiğimizi düşünebiliyoruz. Oysa gençleri gerçekten dinlediğimizde hiç aklımıza gelmeyen bakış açılarıyla karşılaşıyoruz. Bence kuşak farkını azaltan şey de tam olarak bu. Aynı fikirde olmak değil, birbirini gerçekten dinleyebilmek. Bizim işimiz gençlere bir şey öğretmek değil, onların birbirlerinden öğrenebilecekleri güvenli karşılaşmalar tasarlamak. O karşılaşmalar gerçekleştiğinde hem gençler hem de yetişkinler birlikte değişiyor.
Gençler sadece geleceğin değil, bugünün de en önemli aktörlerinden biri
Sivil alanda bizi en çok motive eden şey, gençlerin kendisi. Bizi en çok motive eden şey gençlerin kendisi. Bugün gençler pek çok ekonomik, sosyal ve psikolojik zorlukla karşı karşıya. Buna rağmen öğrenmeye, üretmeye, hayal kurmaya ve kendileri için yeni yollar aramaya devam ediyorlar. Onların bu çabasını görmek bize de umut veriyor. Hatta çoğu zaman kendi kendimize şunu söylüyoruz: Gençler bütün bu zorluklara rağmen vazgeçmiyorsa, bizim de onlar için daha fazlasını yapmamız gerekiyor. Biz gençlerin sadece geleceğin değil, bugünün de en önemli aktörlerinden biri olduğuna inanıyoruz. Toplumun dönüşümünü sağlayacak fikirlerin, dayanışmanın ve değişim iradesinin önemli bir kısmı onlarda. Bizim görevimiz onların yerine konuşmak değil. Seslerini duyurabilecekleri, deneyim kazanabilecekleri ve birbirlerinden öğrenebilecekleri güvenli alanlar oluşturmak. Çünkü inanıyoruz ki gençlere gerçekten güvenildiğinde ve alan açıldığında, dönüşüm kendiliğinden başlıyor.