Merhaba, ben Argonotlar’dan Ozan. Onur ayının yeni söz devrinde mikrofon bende. Hayata geçirdiğimiz Queer Feminist Atlası anlatıyorum. Tüm atlas severleri okumaya bekliyorum. Ancak bu gördüğünüz atlaslardan farklı bir atlas.
—
Onur ayı boyunca queer sanat ve LGBTİ+ aktivizminin sanatta yansımaları üzerine hazırladığımız içerikleri Queer Feminist Atlas’ta bir araya getiriyoruz. Atlas ile dünya sanat tarihine alternatif, kapsayıcı bir bakış sunarak kalıcı bir içerik havuzu oluşturmak istiyoruz. İçerik üretmek elbette önemli ancak aynı zamanda hak temelli bir kültürel müdahale niteliği de taşıyor. Görünmez bırakılan sanatçıların çalışmalarını görünür kılarak hem mevcut eşitsizlikleri dönüştürmeyi hem de yeni kuşaklar için daha kapsayıcı bir sanat alanı yaratmayı hedefliyor.
Queer feminist bir atlas oluşturmak hem bir keşif, hem bir düşünce değişikliği süreci. Bir o kadar da güçlü bir aktivizm biçimi. Biz de bu projenin içeriklerini hazırlarken epey öğrendik, pek çok sanatçıyı keşfettik. Bildiğimizi sandığımız birçok şeyi baştan öğrendik, bildiklerimizi de derinleştirdik. Umarım okurlarımız da bizim kadar keyif alır bu içeriklerden.
Tek bir adımla ara kapanmaz ama atlas çatlaklardan sızacak
Sanat tarihi yazılmaya başlanmadan önce queer feminist sanatçılarla sanat tarihi arasında bir mesafe var mıydı? Bunu bilemiyoruz. Çünkü yazılı olarak bir kaynağımız yok. Ancak sanat tarihi yazılmaya başlandığı itibaren bu mesafenin oluştuğunu görebiliyoruz.
Queer Feminist Atlas projesi küçük bir adım, arayı kapatmak için küçük bir müdahale, küçük bir aktivizm. Tabii ki bu çalışma tek başına büyük mesafeleri kapatamayacak. Ancak çatlaklardan sızacak. Çatlakları bırakıp gürül gürül akacağımız zamanlar da gelecek.
Sanat tarihinde kimin yer aldığı kadar, kimin yer almadığı da önemli
Son 20 yıldır dünyada queer veya feminist sanatçılar aktivizmin de gücüyle daha öne çıkıyor neyse ki. Hatta geçmişe dönük araştırmalarla, sanat tarihi hakikati ele alıyor. Bir nevi tarihi de onurlandırıyor.
Türkiye’de sanat tarihi açısından durum son zamanlara dek hiç de fena değildi. Ancak LGBTİ+ görünürlüğüne yönelik sert politikalar nedeniyle birçok yayın ve sanat kurumu LGBTİ+ görünürlüğünü geri plana attı. Ama bunu değiştirmek başkasının değil, bizzat bizim elimizde.