1. Anasayfa
  2. /
  3. Söz Devri
  4. /
  5. Söz Devri | Özgür...

Söz Devri | Özgür Boğazlıyanlıoğlu ile Sokak Hayvanlarını Sahiplenme Rehberi

Bu haftanın söz devrinde konuğumuz, hakları yaşatacak çalışmalara gönlünü kaptırmış yönetmen Özgür Boğazlıyanlıoğlu. Uzun memuriyet yaşantısının ardından radikal bir kararla işinden ayrılan Özgür, ruhuna iyi gelecek çabaların parçası olma serüvenini böylece başlatmış. Mesleki deneyimini çocuklar, engelli bireyler ve hayvanların yararına yürütülen işlere aktarmayı çok sevdiğini söylüyor. Sivil Düşün destekli sokak hayvanlarını sahiplendirme video rehberinin üretim sürecinde sokaktan sahiplendiği bir yol arkadaşı da edinen Özgür’ün hikayesini kendi ağzından dinleyelim:

Merhaba, ben Özgür Boğazlıyanlıoğlu.

Uzun yıllar çalıştığım memuriyetten istifa etmemle başladı serüven. Hem kurgucu hem yönetmen olarak çalıştığım işlerden edindiğim deneyimlerle kendimi daha özgür ifade edebileceğim ve daha çok tatmin olacağım uğraşların peşine düştüm. Sivil toplumda gönüllü olmayı, varlık göstermeyi hep istemiştim ve artık buna fırsatım vardı.

Az gören çocuklar ve engelli bireyler alanında çalışan bir sivil toplum örgütü deneyiminden sonra istediğim şeyin, dezavantajlı gruplarla ilgili çalışmalar yapmak olduğuna emin oldum. Bireylerin gören ya da görme engelli olarak ayrıldığı ülkemizde aslında ne kadar fazla az gören çocuk olduğu ve doğru eğitimle ne kadar ilerleyebildiklerini görmek beni çok etkilemişti. Hem savunucusu olduğum bir konuyla ilgili videolar üretmek, hem de bunu insanlara aktarmaktan, yaygınlaştırmaktan daha güzel ne olabilirdi ki… Ardından kışları evimi açtığım tatlı serseri bir sokak kedisinin varlığı her şeyi değiştirdi. Sonra diğer hayvan arkadaşlarım, hayvan dostu komşularım, kendimizce yaptığımız örgütlenmeler, mücadeleler… Sokak hayvanlarının yaşamımız içinde en dezavantajlı grup olduğu bilgisini hayvan davranışları ve refahı üzerine çalışmalar yapan bir hocamızdan duyduğumda bu konuda bir şeyler yapmam gerektiğine karar verdim. Covid-19 salgını dönemiyle birlikte sokakta yaşayan hayvanların beslenmesi, korunması gibi konular daha çok önem kazanmıştı.

Bunlara kafa yorarken aktivist bir veteriner arkadaşımın AB Sivil Düşün destekli bir çalışma tasarladığını öğrendim. Ben de çorbada tuzum bulunsun istedim ve süreçte yönetmen olarak katkı sundum. Oluşturduğumuz video kütüphanede sokak hayvanlarını daha yakından tanımak ve onlara yardım etmek isteyenlere nereden ve nasıl başlamaları, nelere dikkat etmeleri gerektiğine dair kılavuzluk vermek istedik. Çekimler sırasında mahallelerinde ve ormanlarda büyük özverilerle besleme yapan ve örgütlenen birçok hayvansever, aktivist, sivil toplum gönüllüsü, veteriner ve bilim insanıyla tanışma fırsatı bulmuştum. Dünyaya dair umudumu arttıran bu tanışıklıkların da etkisiyle konu beni adeta içine çekti; elimden daha fazlası gelebilir miydi? Kafamdaki sorularla araştırmalarımı derinleştirdim. İşe, ihtiyaçları doğru şekilde tespit etmekle başlayacaktım.

Ülkemizdeki sokak hayvanlarının sayısı sekiz milyonu aşıyordu. Yaşamaları için doğal alan bırakmadığımız ve kendimize muhtaç hale getirdiğimiz bu canlılar, hayatta kalmak için bizim desteğimize ihtiyaç duyuyordu. Genel olarak, hayvanlara yaşamlarını kalıcı şekilde güvenceye alan koşullar sunmayan barınaklardan yapılan sahiplenmelerin salgının başından beri ve özellikle son aylarda azaldığına dair haberler duyuyorduk. Tüm bunların yanında, iyi şeyler de oluyordu.

Geçmişten bu yana hayvanlarla kurulmasına alışık olduğumuz tek taraflı faydayı benimseyen geleneksel ilişki, hayvanların da haklara sahip canlılar olduklarına dair yükselen farkındalığın etkisiyle ekolojik bir bakış açısı etrafında dönüşüm geçirmeye başlamıştı.

Öte yandan bu toplumsal dönüşüm süreci, hayvanlara sevgi duyan fakat yetersiz bilgi, önyargılar ve hak temelli yaklaşımın eksikliğiyle dolu gri bir alan yaratmıştı.

Bu noktada durdum ve büyük fotoğrafa yukarıdan baktım; evet tam da bu gri alanda yer alan insanlara seslenmeliydim. Onları güçlendirmek ve dolaysız olarak sokak hayvanlarıyla ilişki kurmalarını sağlamak (hayvan sahiplendirmek) temel amacım olacaktı. İşte hedef kitlemi ve dolayısıyla da hedefimi de  belirlemiştim. Karşımda homojen bir kitle yoktu; farklı bilgi ve yaklaşım düzeylerinde bulunan çeşit çeşit insan ve gruptan bahsediyorduk. Tüm bu çeşitliliğe hitap edebilmek için arkadaşlarımdan da yardım alarak basamaklar oluşturdum. Bütünsel, bilimsel ve harekete geçirici video içerikler üretecektim; bu içeriklerde hayvanların yaşam, sağlık, barınma, beslenme ve saygı görme hakları konusundaki farklı algı düzeylerinin hep bir sonraki basamağa geçmelerini gözetecektim. Sivil Düşün desteklerinden ikinci kere faydalanma yolculuğu böyle başladı.

Yolculuğun sonunda ekip arkadaşlarımla birlikte iki yeni video kütüphanesi yaratmıştık. Burada, sokak hayvanı sahiplenmenin yolları, ülkemizdeki durumları, bu konuda atılması gereken adımlar, kedi ve köpeklerin davranış farkları, alışkanlıkları, ihtiyaçları, mamalar, mama türleri, mamalardaki etiketlerin anlamları gibi onlarca soruya cevap veren bilgiler paylaştık. Kütüphanede gezinmek için tıklayın.

Bu dünyanın canlıları olarak sorumluluklarımız olduğunu düşünüyorum.  Evimizdeki hayvan arkadaşımızla, sokaktakilerin ihtiyaçları arasında bir fark olmadığını bilerek onları korumak, duyarlı ve iyi davranmak da bu sorumluluklar içinde. Bu alanda elimden gelen ne varsa daha da yapmaya devam edeceğim.

Kendi türümüzden farklı canlılarla iletişime geçmenin karşılıklı faydasını anlatmaya sayfalar yetmez. Ama emin olduğum bir şey var; onlar bizi daha iyi insanlar yapıyorlar.

Skip to content