Ekonomik adaletsizlik ve eşitsizlik, haklara erişimin önündeki en büyük engellerden biri. Bu engellerin toplumsal cinsiyet eşitliği üzerindeki etkilerini ve küresel düzeyde bu alanda yürütülen tartışmaları daha yakından gözlemlemek için Şehnaz Kıymaz Bahçeci, Sivil Düşün’ün Uluslararası Savunuculuk desteğiyle İspanya’da düzenlenen Birleşmiş Milletler 4. Kalkınma Finansmanı Konferansına katıldı. Şehnaz bu deneyiminde yalnızca konferans salonlarında duyduklarından değil, feminist diplomasi perspektifiyle kurduğu bağlar bakımından da pek çok şey öğrendi. Gelin, İspanya’daki deneyimlerini kendi dilinden okuyalım:
Bu yıl küresel feminist harekette 21. yılım, yani ömrümün tam yarısı feminist mücadelenin içinde geçmiş. Ben Şehnaz, Türkiye’de Kadınların İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği gibi kurumlarda başlayan yolculuğum, beni Birleşmiş Milletlerin sürdürülebilir kalkınma süreçlerinde resmi bir paydaş olan ve dünyanın dört bir yanından feministleri bir araya getiren Women’s Major Group’un koordinatörlüğüne kadar taşıdı. Bu süreçte hem akademide dersler verdim hem de uluslararası mekanizmalarda toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınlar ile kız çocuklarının insan hakları için savunuculuk, eğitim, rapor yazımı gibi çalışmalarda bulundum. Ne yazık ki, son 10 senedir ise uluslararası süreçlerde toplumsal cinsiyet eşitliğine ve haklara karşı yapılan saldırıları yakından gözlemliyor, bunları durdurabilmek ve mücadele edebilmeye kafa yoruyorum.
Bu bazen yorucu, ama çokça heyecan ve umut verici yolculuğun tam da 21. yılında yeni bir oluşumla harekete daha fazla destek olmak için çalışmalara başladım. Feminist Diplomacy Lab işete böyle doğdu. Üstelik, çok şanslıyım, çünkü bu çabada yalnız değilim. Yol arkadaşım, ortağım Damjan (Denkovski) barış süreçleri, LGBTİ+ kapsayıcılığı ve hak karşıtı hareketlerLe mücadele konusunda uzmanlaşmış tutkulu bir insan hakları savunucusu. İkimizin de ortak derdi aynıydı: Son derece hızlı bir şekilde yükselen, insan hakları sistemlerini baltalamak için koordine stratejiler kullanan hak karşıtı ve toplumsal cinsiyet karşıtı hareketler ile onların uluslararası insan hakları normlarına verdikleri zararlar.
Bu hareketler, uluslararası alanda ilerlemeyi engellemeye çalışıyor ve toplumsal cinsiyet eşitliğine dair kazanımları geri döndürme çabaları içindeler. Sadece kağıt üzerindeki taahhütlerle sahadaki gerçeklik arasındaki uçurum değil, aynı zamanda bu taahhütlerin ve bu taahhütlere güvence olan yasaların fiilen aşındırıldığı bir dönemi yaşıyoruz. İşte biz, bu tehlikenin farkında olarak, pasif kalmak yerine aktif, esnek ve etkili bir direniş alanı oluşturmamız gerektiğine inandık.
Sadece politikaların kendisini değiştirmek değil, aynı zamanda o politikaların nasıl yapıldığını dönüştürmek istedik. Devletler ve sivil toplum aktörleri için birlikte düşünme, strateji geliştirme ve küresel zorluklara daha etkili yanıtlar bulma fırsatları yaratmayı hayal ettik. Böylece, Feminist Diplomacy Lab adını verdiğimiz bir düşünce ve eylem laboratuvarı zihnimizde şekillenmeye başladı. Vizyonumuz belliydi: Diplomatik pratiklerin kesişimsel feminizmle şekillendiği, hak karşıtı aktörlere ve anlatılara aktif olarak karşı koyan bir gelecek.
Tam da bu hayalle yola çıkmışken, kesişimsel bakış açımızın bir parçası olarak, 10 yıldan sonra ilk kez hayata geçecek Birleşmiş Milletler 4. Kalkınma Finansmanı Konferansının 2025 yılında yapılacağı açıklandı. Konferansa katılım yollarını incelerken, daha önceden de önemli çalışmalarını elbette bildiğimiz ancak destek almamış olduğumuz, Sivil Düşün ile yollarımız kesişti. Başvurumuzda, 4. BM Kalkınma Finansmanı Konferansına katılarak makro düzeydeki ekonomik adaletsizliğin insan hakları üzerindeki etkilerini daha yakından incelemek, bu alanda çalışan aktivistlerle bağ kurmak ve hak karşıtı hareketlere karşı savunuculuk becerilerimizi geliştirmek istediğimizi anlattık. Bizim için bu sadece bir konferans katılımı değildi; Feminist Diplomacy Lab’ın, yükselen bu tehdide karşı mücadelede ilk somut adımlarından birini atması için bir fırsattı.
Sevilla’daki deneyimimiz, bize çok önemli dersler verdi. Konferansın resmi oturumları genellikle aynı tas aynı hamam bir havada, mevcut, eşitsizlikleri derinleştiren ekonomik yapıyı ve durumu korumaya yönelik ilerlerken, asıl can alıcı ve dönüştürücü tartışmaları paralel etkinliklerde ve sivil toplum forumlarında duyduk. Biz de tüm enerjimizi bu alanlara yönlendirdik ve meyvelerini topladık.
Bu süreçte, sadece konferansa katılmakla kalmadık, bir yandan da Feminist Diplomacy Lab’i tanıttık. Arjantin, Avustralya ve Danimarka gibi farklı ülkelerden feminist ve insan hakları örgütleriyle, fon verenlerle ve küresel feminist ağlarla bir araya geldik. Onlara vizyonumuzu anlattık ve projelerimize dair tavsiyeler aldık. Bu görüşmeler, Lab’imiz için paha biçilmez bir başlangıç noktası oldu.
Elbette tüm bu deneyim ve kazanımlar yalnızca bizde kalmamalı, aynı zamanda küresel ve Türkiye kadın hareketini de desteklemeli. Sivil Düşün’ün sağladığı destek sayesinde edindiğimiz bilgileri, kısa bir süre sonra, Türkiye’deki sivil toplum örgütleriyle paylaşmak üzere UN Women Türkiye’nin çağrıcılığında bir toplantıda paylaşacağız. Ayrıca, uluslararası sendikalardan bazıları ile de bu konuda analizler gerçekleştirdik. Bu faaliyetler, bir seyahat desteğinin ne kadar geniş bir etki yaratılabileceğinin somut kanıtı oldu.
Bu deneyim, bizim için sadece profesyonel bir gelişim değil, aynı zamanda kişisel bir ilham kaynağıydı. FFD4 çıktı belgesinde bakım ekonomisi gibi feminist bir kavramın yer alması, uzun soluklu mücadelelerin BM düzeyinde hala karşılık bulabildiğini bir kez daha gösterdi. İşte bu, bizlere en çok umut veren şey oldu.
Bugün biliyoruz ki, Feminist Diplomacy Lab artık sadece bir kavram notundan ibaret değil. Sivil Düşün’ün sağladığı bu destekle, somut adımlar atmaya, köprüler kurmaya ve daha adil bir dünya için çalışmaya başladık. Bize inandığınız ve bu yolculukta bize destek olduğunuz için Sivil Düşün ailesine sonsuz teşekkür ederiz.