1. Anasayfa
  2. /
  3. Söz Devri
  4. /
  5. Söz Devri | Sena...

Söz Devri | Sena Gizem Demir ile Kafesin Sesi

Bu haftanın söz devrinde konuğumuz, Sena Gizem Demir. Kamu Araştırmaları Vakfında proje geliştirme sorumlusu olarak çalışan Sena, sosyoloji öğrenimi gördüğü üniversite yıllarından bu yana, sivil toplumun farklı alanlarına gönüllü destek veriyor. Örneğin iki yıldır AKUT Arama ve Kurtarma Derneğinin aktif bir operasyon ve lojistik gönüllüsü.

Sivil alanın dönüştürme gücüne inanan bir sektör çalışanı Sena. Bununla birlikte, özellikle hayvan hakları ve çevre odağındaki çalışmaları yetersiz bulduğunu söylüyor. Hayvanların sömürüden uzak, özgür yaşama haklarına dair küçüklükten beri taşıdığı farkındalığı üç yıl önce bir hayat tarzına evrilterek somutlaştırmış, vegan yaşamaya başlamış. Kendisi, yalnızca kedi ve köpeklerin değil tüm hayvanların haklarının savunulmasında algının öneminin farkında, bu yüzden çevresinde bir zihniyet değişikliği yaratmak, en önemli önceliği.

Sena’nın Sivil Düşün desteğiyle hayata geçirdiği Kafesin Sesi belgeseli de bu çabalarının güncel bir örneği. Sena ekibi belgesel ile, sesleri duyulmayan çiftlik, deney ve binek hayvanlarına yönelik farkındalığın artmasını umuyor. 

Merhaba, ben Sena Gizem Demir. Yıllardır sivil toplumun içinde hem gönüllü hem de profesyonel olarak yer alıyor ve hepimizin ortak dertleriyle ilgili elimi taşın altına koymaya çalışıyorum.

Hayvan hakları uzun yıllar, pek çoğumuz gibi inandığım ve sosyal medyada şahit olduğum görüntülere kızmaktan öteye geçmediğim bir alandı; kedi ve köpeklerin yaşadıkları istismar ve ihlallere tepki duymakla sınırlı kaldı. Son sekiz yıldır kedilerim bana kendimden farklı bir türle iletişim kurmayı öğretirken, en az onlar kadar biricik olan başka hayvanların, tabağımdan kullandığım deterjana kadar her yerden, en temel hakları olan yaşamaktan mahrum edilmiş şekilde gelip geçtiklerini göremedim.

Bir gün, sonunda onları da görmeye ve duymaya başladığımda, kendi yaşamımdaki çelişkilerden arınmak için önce onların yaşamları boyunca acı çekmesine sebep olan sektörleri beslemeyi bıraktım ve ardından bu düzenin değişmesine katkı sağlamanın yollarını aramaya başladım. Bu süreçte bir örgütlenmenin içerisinde yer almadım ancak zaman içerisinde her veganın yaptığı gibi kendi yaşamımın her alanında bir aktiviste dönüştüm.

Aktivizmin pek çok yönü var elbette. Ancak benim kişisel değişimim medya yoluyla gerçekleştiğinden medyanın gücünü kullanmak gerektiğine karar verdim. Pek çoğumuz çocukluğumuzda kazandığımız temel inanç ve pratiklerle hayatımızı sürdürüyoruz, hayvan istismarı dahil olmak üzere tüm istismar türlerinden rahatsızlık duyan insanların kendilerinin de bu istismarı beslediğini görmemelerinin sebebi; pratik ve alışkanlıklarının inşa ettiği o duvardı.

Bu insanların tabağındaki yemeğin hissedebilen, korkabilen, yaşama arzusu içinde olan sosyal canlılar oldukları gerçeğini onlara anlatabilmenin yolu, insanların kafasındaki o duvarı yıkabilmek ve o canlılarla empati kurabilmelerini sağlamaktan geçiyordu. Bu nedenle hepimizin bir noktada sömürüsüne destek olduğumuz hayvanların bireysel hikayelerini anlatmaya karar verdim.

Sivil Düşün’den aldığım aktivist desteğiyle yönetmen Emre Çavdar’la birlikte Kafesin Sesi Belgeselini çekmeye başladık ve amacımız insanları itmeden, korkutmadan, görmek istemedikleri görüntüleri gözlerine sokarak onları suçlamak yerine, hikayesini anlattığımız hayvanların her birinin biricik olduğunu görebilmelerini sağlamaktı. İnsanların vegan kelimesinden nasıl kaçtıklarına yıllardır bizzat şahit olduğumdan bu kelimeyi kullanmadan ve insanları karşımda konumlandırmadan, konunun vegan olan ben değil, veganizmin asıl mücadelesini teşkile den hayvanlar olduğunu anlatmaya çalıştım.

Belgeselin çekim sürecinde pek çok sorunla da karşılaştık. Hayvan hakları alanında çalışan herkesin mücadelesinin ortak olduğunun, hepimizin amacının aynı olduğunun farkında olmayan ve bu mücadeleyi bir ego savaşına çeviren insanların engellemeleriyle uğraştık, aynı zamanda yönetmenimiz Emre’nin bu süreçte beklenmedik bir sağlık problemiyle karşılaşması da bizim önümüzdeki engellerden biri oldu.Yola çıktığımızda, bir kişinin bile bu sistemin yanlışlığının farkına varmasını sağlasak bize yeter derken, belgeseli yayınladıktan sonra aldığımız tepkiler bize daha fazlasını başardığımızı gösterdi ve çevremizdeki insanlardan artık bu sistemin içinde yer almak istemediğini söyleyerek değişim için somut adımları atanlar olduğunu gördük.

Belgeselin çekim sürecinde pek çok sorunla da karşılaştık. Hayvan hakları alanında çalışan herkesin mücadelesinin ortak olduğunun, hepimizin amacının aynı olduğunun farkında olmayan ve bu mücadeleyi bir ego savaşına çeviren insanların engellemeleriyle uğraştık, aynı zamanda yönetmenimiz Emre’nin bu süreçte beklenmedik bir sağlık problemiyle karşılaşması da bizim önümüzdeki engellerden biri oldu. Yola çıktığımızda, bir kişinin bile bu sistemin yanlışlığının farkına varmasını sağlasak bize yeter derken, belgeseli yayınladıktan sonra aldığımız tepkiler bize daha fazlasını başardığımızı gösterdi ve çevremizdeki insanlardan artık bu sistemin içinde yer almak istemediğini söyleyerek değişim için somut adımları atanlar olduğunu gördük.

Sivil Düşün’ün desteğiyle hem belgeselde yer alan Zulu’nun, Gerda’nın, Kurtuluş’un, Mucize’nin, Kiki’nin ve Regan’ın hikayesini insanlara ulaştırabildik hem de onların hikayelerini anlatabilmemiz için bizim kadar emek verdiğini düşündüğümüz kişi ve kurumlarla tanışma imkanı edindik.

Sivil Düşün’e kafesin sesi olabilmemizi sağladığı için teşekkür ederiz.

Kafesin Sesi Belgeseline buradan erişebilir, daha fazla yaygınlaşmasına destek olmak için bizi Instagramdan takip edebilirsiniz.

Skip to content