Merhaba, ben Mustafa Çokran. Bir kültür yöneticisiyim. Uzun yıllar kültür-sanat kurumlarında, kamuda, sivil toplum örgütleri ve ortaklı projelerde çalıştım. Salgın ertesinde ise bağımsız girişimimi şekillendirmek için hazırdım. 2022 sonlarında bir kültür girişimi kurdum. Burası bizim için etki odaklı projeler tasarladığımız bir üretim alanı.
Yaratımlarımızın odağında kültür ekosisteminin gelişim ve dönüşümünü kolaylaştırmak, erişilebilirliğini güçlendirmek var. Kültür hakkı, kültürel haklar, kültüre erişim, kültür politikaları, savunuculuk gibi kavramları girişimin proje üretim süreçlerinde hep masa üzerinde tuttuk. Uzun süredir bağımsız kültür-sanat üreticileri, sanatçılar ve kültür profesyonellerini merkeze alarak sektörün problemlerini dokümante ediyor, kağıt üzerinde çözüm geliştirme pratikleri yapıyorduk. 6 Şubat 2023 depreminin hemen ertesinde bölgedeki sanatçılara ne oldu; neredeler, ne yapıyorlar acaba diye sormaya başladık birbirimize ve çevremize. Ancak bir yanıt bulamadık. Anladık ki; bir proje geliştirmeliyiz ve bölgede depremden etkilenmiş sanatçılarla bir ağ kurmalıyız. Bunu
takiben görünürlük, ekosistemle bağ yetersizliği ve sosyo-ekonomik sorunlar başta olmak üzere süreçte tanımlanacak diğer problemlere çözüm üretecek bir yapı oluşturmalıyız.
Mayıs 2023’te bu fikir ve konseptimizi projelendirmeye başladık ve Sivil Düşün’ün başlattığı deprem odaklı gayret özel desteğine Sesimiz Ol Platformu (SOP) çalışmamız ile başvurduk ve kabul aldık. Bu destek kapsamında kurumsal kimlik çalışmalarımız, özgün internet sitemiz ve bir girişim-topluluk için gerekli olan tüm dijital kurulumlarımızı geliştirdik. Sırada bölge sanatçılarını platforma kayıt ettirmek vardı fakat kendilerine dijital platformlardan ulaşamıyorduk. Bölgeden çeşitli paydaşlar aracılığıyla 25 sanatçının iletişimine ulaştık. Bu 25 sanatçı ile birebir görüşmeler yaparak platforma kayıt olmalarını sağladık. Özgeçmişleri, sanata yaklaşımları, kişisel ve iletişim bilgileri, eser fotoğrafları-videoları gibi bilgilerden oluşan sayfaları Sesimiz Ol Platformunda profillendi ve görünürlükleri güçlendi. Şimdi sırada sosyal medyadaki görünürlüklerini güçlendirmek vardı ve bu en önemlisiydi. Tüm bilgilerinin ve eserlerinin olduğu profil gönderilerini tasarlayıp paylaşmaya giriştik. Bu 25 sanatçının paylaşımları devam ederken, site üzerinden yeni kayıtlar gelmeye başladı ve an itibari ile platforma kayıt olan sanatçı sayısı 142’ye ulaştı.
Biz de bu süreçte faaliyetlerimizi planlamaya başlamıştık. İstanbul Kadıköy’de yerleşik Leyli Sanat Derneği ile bir ortaklık geliştirdik. Ekibin taze yayın organı Siyah e-dergi ile bir anlaşma yaptık. Böylece derginin her yeni saysında bir SOP sanatçısı ile röportajlarımız yayınlanır oldu. Bugüne kadar beş sanatçı derginin sayfalarında görünür oldu. Yeni hayata geçirilen Yeşim Akçakaya Sanatçı Misafir Evi ile ortaklık geliştirdik ve ilk edisyonlarında Sesimiz Ol Platformu sanatçıları ağırlandı. Bu program kapsamında 2024 yaz döneminde, iki kişilik gruplar altışar hafta olmak üzere kapasite gelişim ve üretim imkanı bulan sanatçılar, sektörün etkili kişileri ile tanıştılar ve aynı zamanda programdan bütçe katkısı da aldılar. Bu süreçte Açık Radyo ve Tasamız tasarım programlarına konuk olup platformu anlattım. Siyah e-dergi’de platformu anlattığım bir röportajım yayınlandı.
Kültür politikalarının yanlış planlanması, hatta hiç planlanmaması sonucu popüler kültür ürünlerinin dışında kalan bağımsız
sanat üretimleri kendilerine yeterince yer bulamıyor. Bağımsız sanatçıların ekosistemle iletişimleri zayıf, görünürlükleri de yetersiz kalıyor. Böylece yerel yönetimlerin programları sadece tanımlanmış, dar bir alandan besleniyor. Bu sorunları aşmak için neler yapabileceğimizi düşününce aklımıza, ilk adım olarak e-posta yoluyla iletişime geçmek geldi. Sesimiz Ol Platformunu buy olla Türkiye’deki 632 belediyenin ilgili birimlerine tanıttık. Bununla birlikte, küratör, sanat yazarı ve aynı zamanda Sesimiz Ol Platformunun danışmanı Dr. Derya Yücel, Peki Ya Sonra? ismiyle bir konsept geliştirdi ve depremden etkilenen sanatçıların depremden sonra ürettiği eserlerden oluşan bir sergi kurguladı. Bu sergi için şimdiden iki belediye ile teyitleştik. İlkini depremin ikinci yıldönümünde, 6 Şubat 2025 tarihinde Bursa Büyükşehir Belediyesi desteğiyle Ressam Şefik Bursalı Sanat Galerisinde açıyoruz. Bu sergi ile 11 sanatçı ekonomik katkının yanında eser satış imkanı da bulacak. Yine Sesimiz Ol Platformu ile başka konseptlerde sergi fikri geliştirmeye devam ediyoruz ve şimdiden 2025’in ilk altı ayı için üç belediye ile anlaşma sağlanmış durumda. 31 sanatçıya bu yolla destek imkanı yaratıyoruz.
Bununla birlikte 2025’in ilk yarısında platform sanatçılarının en yoğun olduğu 10 şehirde (Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Malatya, Mardin, Şırnak, Eskişehir, Ankara, İzmir) şehir temsilcileri seçerek platformun etki alanını genişletmeyi, yerel ekosistemlerin gelişimini ve şehirler arası bağların kuvvetlenmesini hedefliyoruz. Şubat’ta duyuru ve başvuru sürecini tamamlayıp Mart ayında temsilcileri seçmiş olmayı diliyoruz. Temsilcilerin koordinasyon, küratöryel uygulamalar ve iletişim alanlarında kapasite gelişimini sağlamak birinci önceliğimiz. Nisan-Temmuz arasında Sesimiz Ol Platformu ekibinin 10 şehirde yüz yüze tanışma ve tanıtım buluşmalarını planlamak için kolları sıvadık. Bu buluşmalardaki şehir-sergi kurguları ekibimizin mentörlüğünde gerçekleşecek. Amacımız 2025 sonuna kadar toplam 10 Sesimiz Ol Platformu sergisi gerçekleştirerek platformun etki alanını genişletmek ve bağımsız sanatçılara sosyo-ekonomik katkı sunarak alan açmak.
Sosyo-ekonomik açıdan iyileşen, kapasiteleri güçlenen ve sektörel ağlara bağlanabilen bağımsız sanatçılar ile programlarını daha geniş bir alandan besleyen, kapsayıcı, demokratik, çeşitliliği ve sosyal faydayı gözeten bir kültür-sanat ekosistemi hayalimiz için çalışmalarımıza devam ediyoruz.