üçüncü bölümün hikayesi | dünyanın meselesini konuşuyoruz

 

dünyanın meselesini konuştuk, adaletin bu mu dünya diye sorduk. kaçıranlar için meselenin özü burada.

bazılarımıza daha çok değiyor ama hepimizin meselesi

küresel ısınma küresel kaynamaya, iklim krizi iklim adaletsizliğine dönüştü. bugün dünyanın en sıcak yazı dediğimiz günler, geleceğin en serin günleri. farklı coğrafyalarda farklı kimlikler, sınıflar, insanlar, topluluklar bunu daha derinden hissediyor. bu da bir adaletsizlik yaratıyor.

canavar değil, insan hakları meselesi

bir zamanlar iklim meselesini konuşurken gözle görünmeyen bir canavardan bahsediyor gibiydik. birleşmiş milletler iklim değişikliği çerçeve sözleşmesinin hazırlandığı günlerdi. biz o zaman da bunun bir insan hakları meselesi olduğunu söylüyorduk. bugün kimsenin kafasında soru işareti yok çünkü ateş eve düştü.

hesaplamak yetmez hakları kollamak gerek

iklimi düzeltmek diğer tüm eşitsizlikleri düzelttiğinizde mümkün olacak, demişti bir aktivist. iklim krizi bu sorunlara yol açmakla kalmıyor onları güçlendiriyor da.

abd’deki kasırga felaketi en çok yoksulları ve siyahları vurmuştu. kastamonu’daki sel felaketinde en çok kadınlar, çocuklar hayatını kaybetmişti. emisyon oranlarını azaltmak, karbon ayak izi hesaplamaları yapmak yetmez. sıcak dalgalarında yaşamını kaybeden, giderek yoksullaşan, petrol hatları taşınırken evlerinden olanlar için ne yapacağız?

sorumlular belli kirleten öder

1992’de rio’da ilk çerçeve çizilirken güneydeki halklar, topluluklar iklim değişikliği zaten bizim evimizde diyorlardı. masanın çevresinde sadece devletler ve şirketler değil, insanlar olmalıydı. o masaya topluluklarına adıyla tekrar oturabiliriz. ısınmaya en çok yol açan, en çok kirletenin daha çok fatura ödemesi gerek. gelişmiş ülkelerin gelişmekte olanlara sorumluluğu var. henüz bunun mekanizmalarını tanımlanmadı ama prensip olarak anlaşmalara girdi. bu bir başarı.

topluluk olmak taraflı davranmak değil

iklim kriziyle ilgili konuşanlar iki şeyden biri arasında tercih yapmak zorunda bırakılıyor:

ya bireysel çabalardan bahsedeceksin, politik hiçbir şeye değinmeyeceksin. azaltmaya değil, sürdürmeye odaklanacaksın. ya da tamamen politik olacak, sert iletişim kuracaksın. sürdürülebilrlik ekseni etrafında konuşacaksın. oysa hem herkese hitap eden hem gerçekleri konuşan bir tavır mümkün. topluluklar bunu çeşitlilikte konuşabilir.

yaşayanlar konuşursa işler değişir

iklim krizinin kendisi ana akımlaştı, hepimizin gündemi oldu. ama iklim kriziyle mücadele ana akımaşabiliyor mu? akbelen’de toplulukların etkili sonuçlar alabildiğini gördük. yine de krizden en çok etkilenenlere bunu konuşturabiliyor muyuz? çevre felaketlerine en çok maruz kalanların gündemlerinde iklim mi var? yoksa derdimizi hep aynı insanlara mı anlatıyoruz? bunu aşma çabası da mücadelenin parçası. topluluklar en çok burada iş görür.

parça parça değil sistemsel başlangıç noktası yaşadığın yer

sorumluların hesap vermesi, bireylerin gayret etmesi yetmez. konu çok kapsamlı, büyük dönüşüm için sistemsel çözüm şart. mesele tüm dünyanın meselesi ama yan yana olan şehirlerin bile sorunları birbirinden farklı. yerelde; şehirde, köyse, mahallede konuşmak, anlatmak gerek. çünkü ihtiyaçlar en çok oralarda belirgin. iklim adaletiyle mücadele etmesini beklediğimiz kişiler olayın öznesi değil. topluluklarda özne olarak bir araya gelip konuşabiliriz. gidip anlatmalıyız ki karar alıcı neyi değiştirmesi gerektiğini bilsin. şu anda nasıl bir hayat yaşadığımıza dair hiçbir fikirleri yok. sokakta çalışan kurye için sıcak hava ne demek? bez çantaya, mataraya geçmek dışında çözüm önerilerimiz olmalı.

herkesin meselesi nasıl benim meselem olur

kalkınma hem sosyal hem ekonomik hem çevresel olmalı. bu üçü birbiriyle beraber çalışmalı. imkanı kısıtlı gençlerin ana gündemine iklimi sokmak için onun nerelerde sosyal eşitsizliğe maruz kaldığını dinlemek gerek. hepsi iklim krizi önemli diyor ama söz ve yetki sahiplerinin bu konuda nasıl değişim yaratabileceğini bilmiyor. bilmediği şeyi talep edemez. çocuklar, gençler bir araya gelerek, topluluklar içinde birbirlerini yetiştirebilir, muhataplara anlatabilir.

geçen bölümün hikayesi böyleydi.

dahası da var. etraflıca izlemek istersen yayın kaydı sivil düşün youtube hesabında.

tartışma sürüyor. katılmak isteyenler dünyalar. platformunda.