1. Anasayfa
  2. /
  3. Haber Arşivi
  4. /
  5. Yeni İnsan Hakları Paradigması:...

Yeni İnsan Hakları Paradigması: Yasaklanan Farklılıklar

AÜ SBF İnsan Hakları Merkezi ve İnsan Hakları Ortak Platformu İşbirliğiyle YENI İNSAN HAKLARI PARADIGMASI: YASAKLANAN FARKLILIKLAR

19 Aralık 2014

AZİZ KÖKLÜ KONFERANS SALONU – ANKARA ÜNİVERSİTESİ – SİYASAL BİLGİLER FAKÜLTESİ CEBECİ KAMPÜSÜ

20 Aralık 2014

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SİYASAL BİLGİLER FAKÜLTESİ KONFERANS SALONU

Türkiye, Cumhurbaşkanı’nın ve iktidar partisinin seçim sloganı olan “Yeni” kavramıyla yüzleşiyor. Bu yüzleşme, tüm alanlarda olduğu gibi insan hakları alanındaki paradigmayı da değiştiriyor. Yeni paradigma, yine iktidarın sıklıkla dile getirdiği gibi yeni ve muhafazakar ortak bir kimlik yaratmayı hedefliyor. Bu “yeni” kimliğini eskisinden ayıran esasa ve usule ilişkin birçok özellik var. Ancak eski ve yeni kavramlarını tanımlayan ortak nitelik Farklılıklara tahammül edilememesi. İnsan hakları düşüncesi, aktivizmi ve akademisinin bu yeni paradigmayı saptaması ve savunuculuk pratiklerini de buna göre örgütlemesi gerekliliği bu toplantının da çıkış noktasını oluşturuyor. Yeni muhafazakâr Türkiye şiarı, eski Türkiye’den bir kopuşu ifade ediyor Hükümet yetkilileri için. İnsan hakları bağlamında, Eski Türkiye’yi Yeni Türkiye’den ayıran esasa ilişkin husus, eskiden “Türklük” üzerinden oluşturulan kimliğin şimdi “Sünni Müslüman”lığa kaymış olması. Şüphesiz, bu kayma eskiye ait tüm sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyor. Kürt Sorunu, Ermeni düşmanlığı çözülmüş ve yerini tamamıyla yeni sorunlara bırakmış değil. Bu kadar keskin bir eksen kayması, toplumsal dinamiklere de aykırı olurdu. Ancak, Yeni olarak tanımlanan kimlik millilikten daha fazla muhafazakâr ve İslamcı bir hayat tarzına vurgu yapıyor. Bu tanımın dışında kalanları sorunlu görüp, sınıra çekmeye çalışıyor, bazı durumlarda yaptırıma tabii tutuyor. Bu eksen kaymasının izlerini, eğitimden, kültür politikalarına, kadın konusundan dinsel azınlıklar sorununa kadar birçok alanda görmek mümkün. Bununla birlikte belirtmek gerekiyor ki bu Yeni tanımı sadece çeperdekileri daha da marjinalleştirmekle kalmıyor, daha önce merkezde yer alan başka hayatları da sınırın dışına itip marjinalleştiriyor. Zaten tanımlanan yeni kimlikle kimyasının uyuşması mümkün olmayan Aleviler, LGBTİ bireyler, sosyalistler yanında aynı evde yaşayan “kızlı-erkekli” öğrenciler, alkol ve sigara tüketenler, oruç tutmayanlar vbg. de Yeni Türkiye kavramının dönüştürülmesi gereken hedefleri olarak göze çarpıyor. Yeni dönemi eski dönemden ayıran yönlerden biri de kullandığı araçlar. Esasa ilişkin eksen kaymasında olduğu gibi burada da mutlak bir değişimden bahsetmek kolay değil. Yeni rejim eski rejimin bazı güçlü araçlarını kullanmaya devam ediyor. Bu anlamda çok kullanışlı olan Yüksek Öğretim Kurumları ve toplantı ve gösteri yürüyüşü mevzuatı örnek gösterilebilir. Ama yeni dönemi asıl belirleyen özellik, eski dönemden farklı olarak kalın ve ağır yöntemler yerine yaygın, ince ve daha sofistike yöntemler kullanması. Örneğin, her ne kadar hala kritik dönemlerde gazetecilere hapis yolu gözükmekteyse de basın ve ifade özgürlüğünün kısıtlanmasının tek yolu klasik ceza hukuku yöntemleri ile sınırlı kalmıyor. Medya şirketleri, hükümete taraf şirketlere satılıyor; gazetecilerin işten kovulması için medya patronları sıkıştırılıyor; bunun işlemediği durumlarda gazeteler aleyhine yüzlerce kamu görevlisine hakaret, soruşturmanın gizliliğini ihlal gibi nedenlerden soruşturmalar başlatılıyor. Hayat tarzları ile ilgili alınan önlemler de benzer nitelikte. İçki satışına ilişkin sınırlamalar üniversitelerden, satış saatlerine kadar uzanıyor. Bir çok küçük yerleşim yerinde ruhsat alamamaktan, sosyal baskılardan dolayı içkili mekanlar kapanıyor. İçki içmek alkolikle aynı tipte bir rahatsızlık olarak kodlanıyor. Eskiden farklı olarak, insan hakları savunucusu ağır ama görünür ihlallerle değil nispeten hafif ama çok karmaşık bir ihlal ağıyla karşı karşıya kalıyor. Bu hafif gözüken ihlal tipleri, giderek sonuçları itibariyle çok daha tek tipleştirici ve baskıcı bir modelin oluşmasına yol alıyor. Toplantı, bu yeni paradigmayı yeni dönemi tanımlamaya çalışan açılış oturumu yanında üç farklılık ekseni üzerinde tartışmayı hedefliyor: Farklı Hayatlar, Farklı İnançlar ve Farklı Düşünceler. Farklı Yaşamlar oturumunda, muhafazakâr hayat tarzının dışında bir hayatı tercih edenlerin bu yeni paradigmadan nasıl etkilendiği tartışılacak. Bu yeni dönemin en önemli hedefleri olan LGBTİ ve kadınlar yanında bu baskıyı daha çok hissetmeye başlayan beyaz yakalılar bu oturumun başlıca konularını oluşturacak. Farklı Düşünceler oturumunda, ifade özgürlüğünün kısıtlanması için geliştirilen yeni araçlar basın, İnternet ve üniversite üzerinden tartışılacak. Her birine paralel giden baskı araçlarının yanında, her bir aracın kendi özelliklerini dikkate alan özel baskı yöntemleri bu oturumun konusunu oluşturacak. Farklı İnançlar oturumunda ise ana kimliğin belirleyici unsuru olan Sünni İslam’a inanmayanlar kadar, kendini Müslüman olarak tanımlamakla birlikte muhafazakâr bir hayat tarzını benimsemeyenlerin tercihlerinin sonuçlarını tartışmayı amaçlıyor. Bu amaçla, bu oturumda Aleviler, inançsızlar ve muhafazakâr olmayan Müslümanların durumu tartışılacak. Konferans Programı Konferans_Yeni u0130nsan Haklaru0131 Paradigmasu0131

Skip to content